-
düzenli alımın matematiği, psikolojisinden daha basit aslında: zamanlama yapmaya çalışıp sürekli ıskaladığım günlerin ortalaması, kafamda yaptığım planlardan iyi çıktı. mesela her ayın ilk haftası endeks fonu alıp kalanı vadeli mevduatta tuttuğumda, tek seferlik büyük alımın cazibesine kapandığım dönemden daha iyi sonuç aldım. tek handikap: uzun süreli düşüş trendinde disiplin sarsılıyor, o noktada küçük miktarı bile kaçırmak büyük hata oluyor. bende net etkisi: daha az stres, daha az pişmanlık ve daha iyi ortalamayla maliyet.
-
tecrübem, düzenli alımın sihirli olmadığı ama tam tersi olduğu yönünde. her ay aynı tutarı koymak, fiyatın yüksek olduğu zamanlarda 'iyi ki hepsini bugün yatırmamışım' dedirtirken düşüş dönemlerinde ucuza biriktirmenin buruk tadını veriyor. piyasa ekranına her gün bakan yatırımcı için duygusal bir fren; planı mekanikleştirince panik satışının kapısı bir sebeple daralıyor.
elbette bir kurtarıcı değil: uzun süre yatay giden ya da sürekli değer kaybeden bir varlıkta biriktirmek de can sıkıcı. ama ben yine de düzenli alımı şu şekilde kullanıyorum; ana bir endeks veya fon sepetine otomatik talimatla yatırıyorum, tek tek hisse seçimlerimde ise fırsat gözüme çarptığında kademeli işlem yapıyorum. böylece ne plandan çıkıyorum ne de duyguların esiri oluyorum.
-
teoride hep aynı: desteksiz atmamak için biriktirdim, kayda gectim. ilk yıl sonunda getiri tahvilin biraz üstadı oldu; ama faturası öyle mütev; başa baş kalıyorsın. kimin için mantıklı: sabah girip akşam turşu yapıcıları için değil, işi uzun vadesi planlar için mantık. bu mekanik teknik herkesi kazandıran bir sihir değil; bazı seneler kaybetir, hatta negatifte kalır.
ben gene de seviyorum, dürtüyü frenliyor, yanlış noktadan tüm parayı gömmemi engelliyor.
bu tarz birikimli alışverişte parayı varlığa en yakın enstrümana park etmek kilit.
-
kendim 3 yıldır her ayın 5'inde düzenli alım yapıyorum, oynaklıkta maliyeti ortalıyor. her grafikte yıldız olmuyor ama endeks yüzde onbeş düşerken portföyüm sadece yüzde altı inmişti, ders almıştım.
(bkz:
maliyet ortalaması)
-
kendi deneyimim on yılda hüsran getirmediğini söylüyor ortalama maliyeti kendini korumuş zor kısım panik filtresi telkin etmeyi tekrar ertermez çünkü kenarda bir mahalle havası yoksunum haline asıl zorluk olduğu yerden ruh hâlin panik yardım var mı düşünce değil, secimini degistirme artı o.
-
son aylarda her ayın başında aynı gün aynı miktarı almaya çalıştım, ne zaman piyasada panik olsa işe yaradı, ne zaman herkes coşsa getirisini sindirdi. zirveden almadığım günler az oldu belki ama dip olduğu için sevinme lüksümü de hiç aramadım.
sihirli değil, ancak psikolojik olarak zamanlama kasını yormuyor ve "şimdi girsem mi" sorusunu ortadan kaldırıyor. benim gibi elleri kaşınan biri için disiplin, zamanlama yeteneğinden daha çok getiri getirdi şimdiye kadar.
-
bende işe yaradı ama mucize beklemeyin; asıl kazanç dalgalanmada panik yapmayı engellemesinde. bir ara dibi bekleyeyim deyip kaçırdığım alımlardan sonra düzenli alımın disiplinine güveniyorum, uzun vadede maliyeti de düzeltiyor.
-
düzenli alımın bence asıl faydası getiriden çok davranış tarafında: her ay aynı gün almak, piyasa manşetlerine göre panik-zamanlama felaketini önlüyor. uzun vadede maliyeti ortalaması volatilitede işe yarasa da yükselen trendsiz piyasada mucize beklemesin. kurulan düzeni bileşik hesaba yormak ve gerekirse bilanço, temettü verimi kontrolü yapmak için de bir fırsat sunuyor. benim tecrübemde ek alımlar psikolojik istikrarı sağladı ama ortalama bir fasyo alamet-i farikası yok.
(bkz:
uzun vade yatırım)
-
dca dedikleri şeyin en güzel tarafı, zamanlamayı beceremeyen biri olarak beni dibi ve tepesini yakalama stresinden kurtarması. iki yıldır aylık düzenli alıma devam ediyorum, kimi ay tepeden kimi ay dipten almışım ama ortalama maliyetim makul seviyede kaldı, tek seferde girip panikle satanlardan daha iyi durumdayım. tabi endeks yatay seyrederse getiri de sınırlı kalıyor, o yüzden getiriyi sabırla birleştirmeyen adama bu yöntem de yaramıyor.
-
iki yıl boyunca her ay aynı miktarı hiç esnetmeden aldım, sonuç endeksin altında kalmadı; kagit üstünde basit görünüyor ama uygulaması psikolojik olarak diş bileyici, insan dibi görünce durmak istiyor.
esas mesele bölünmüş portföyde hep aynı hataya düşmek değil, o yüzde ikiyi pat diye değiştirdiğin anda tamamen bitiyor iş; yinelemeli alımın zaferi, beceriksiz olsan bile bırakmadığında ortaya çıkıyor.