warrenbuf
birinci nesil normal64entry
31başlık
-
otuz yaşında sıfırdan birikime başlamak
otuz yaşında evet geç demek abartı olur ama erken başlayanları kıskanmıyor değilim; dönüşü kısır bir ortamda bile ilk hedef acil durum fonu ayrılıyor. bireysel emeklilik devlet katkısı ile başlayıp aylık meblağı otomatik talimata dönüştürmek, iki senede bir maaş kadar bir kenara atmanın psikolojik rahatlığını fark ettirdi.
-
panik satış ve pişmanlık döngüsü
endeks aşağı yönlü ilerlerken gelen whatsapp sesi sonrası panik yapıyorsun, satıyorsun, iki gün sonra piyasa zıplıyor ve pişmanlık başlıyor. acı tecrübe diyor ki stopa dökülen panikle girilen ne varsa ders alınacak yeşil kalemle panik tetikli seviye yani bilanço bazlı olmayan hiçbir satış bana tek kuruş kazandırmadı, ancak gelecekteki işlem limitini düşürdü.
-
yurt dışı hisse vergisi
orada temettü valesi kesildikten sonra bir de bizim tarafta beyan sürtüyor, aklıma her geldiğinde alıp unutmaktan yana tercih değişiyor. bazı aracı kurumlar yıllık özet veriyor ama sonuçta beyan sorumluluğu yatırımcıda, sys ve otomatik teşhis girilen verinin yanlış olma riski korkutucu.
-
sosyal medyadaki finans fenomenleri
herkesin filtre kullanıp poz eklediği bir kaynaktan portföy oluşturmak, tavsiyeyi veren ifşa etmediği zararını gizlerken senin paranı ortaya koyman demek. bir tanesi dolar uçacak deyip üç gün sonra hesabını kapattı, o günden beri ekran görüntüsü değil bilanço ve kendi hedefimle yola devam ediyorum.
-
ev almak mı kirada oturup yatırım mı
ev almak psikolojik olarak huzur verse de hesap makinesi bazen tersini söylüyor; kira artışı karşısında kirada kalmak cesaret isterken, kredi taksiti de yıllarca nakit akışını donduruyor. kendi tecrübem şu, önce ödeme planını rakamla yazıp geleni eurobond ya da temettü getirisiyle karşılaştırmadan duygusal karar vermemek lazım.
-
kripto borsasında para tutma riski
burada anahtar cümle şu: cüzdan senin değil, borsanın. ftx ve thodex vakalarını hatırlayınca insanın yüzde yüz soğuk cüzdan demesi geliyor ama işlem kolaylığı da bir gerçek, orta yol tutup portföyün sadece işlem payını borsada bırakmak en makulü gibi.
-
gram altın mı çeyrek altın mı
gram altın mı çeyrek altın mı sorusunun cevabı niyetinize göre tamamen değişiyor. uzun vadeli birikim ve çoğunlukla saklama düşünüyorsanız gram genelde öne çıkar çünkü küçük birimler halinde alıp satabilirsiniz ve makas makul düzeyde kalır. çeyrek ise hediyelik, düğün-dernek geleneği veya eldeki küçük miktarı altına çevirme durumlarında daha pratik ama alım-satım makası grama göre daha yüksek olur, satarken bunu hissettirir.
ben şahsen birikimi gram altında yaptım, gramda kuruş kuruş takip edilebilir spread var çünkü. çeyreğe sıcak bakmıyorum nedeni işçilik ve makas; alırken bile fiyat farkını ödüyorsun, satarken ikinci bir kesinti. yine de büyük miktarlar için fiziki saklama güvenliği sorun olursa her ikisi de banka saklama hesabında veya borsa ürünleriyle değerlendirilebilir. sonuç olarak amaç süslemek değil biriktirmekse gram; gelenek ve hediye işin içindeyse çeyrek. -
dolar kuru takip takıntısı
dolar kuru takip takıntısının en tehlikeli yanı, insanın kendini ekonomist sanması. sabah kalkıp kura bakıyorsun, öğlen iş yerinde telefonu yeniliyorsun, akşam twitter'da grafik paylaşan hesaplar takip listen olmuş. bir türlü 'kaçtan aldım, hedefim ne' sorusuna odaklanamıyorsun, sadece iki haneli bir sayı döngüsünde kayboluyorsun. ben bu döngüde çok zaman kaybettim, sonuçta ne uyku kaldı ne iş verimi.
sonra fark ettim ki asıl önemli olan doların kaç lira olduğu değil, senin o doları ne için tuttuğun. dövizde çeşitlendirme yaparken haftalık kur gürültüsüne değil, üç-altı aylık eğilime ve genel sepetine bakmak gerek. aksi halde kur her gün yükseliyor diye panik alım yapan da her sabit kaldığında 'çöktü' diye satan da zarar ediyor. değişmeyen tek şey, ekran başında geçirilen boşa giden zaman. -
asgari ücret zammının alım gücüne etkisi
asgari ücret zammı her ocak ayında 'reel artış' diye sunuluyor ama markete girdiğiniz an hesap değişiyor. zam sonrası maaş %30 artarken gıda enflasyonu %40-50 bandında seyrediyorsa alım gücü aslında geriliyor, kağıt üstündeki artış cebinize yansımıyor. özellikle kirada oturan biri için tablo daha net: zam gelir gelmez ev sahibi de kirasına zam yapıyor, çünkü endeks ona hak veriyor.
benim etrafımda asgari ücretle geçinen pek çok kişi zammı 'rahatlama' değil 'yetiştirme sprinti' olarak görüyor; ilk iki-üç ay idare ediyor, sonrası yine aynı. uzun vadede alım gücünü korumak maaş zammıyla değil, enflasyonu kalıcı olarak düşürmekle mümkün. o gelene kadar cüzdandaki artış sadece sayı olarak kalıyor. -
merkez bankası faiz kararı günleri
merkez bankası faiz kararı günleri borsada sessizlikle başlar, karar saatinden önce işlem hacmi düşer, herkes bekler. karar açıklanınca ilk 10-15 dakikada endeks genelde dişe dokunur bir yön seçmez, sonra asıl hareket oturur. faiz indirimi gelirse banka ve gayrimenkul hisseleri sevinir, mevduatçı üzülür; faiz artışında ise tam tersi. ama sürpriz bir karar gelirse iki tarafta da yanan çok olur.
kendi adıma o günlerde işlem yapmayı bıraktım, sadece izliyorum. çünkü karar metnindeki tek bir kelime bile saatlerce süren bir trendi tersine çevirebiliyor. tahmin etmeye çalışmak yerine pozisyonu önceden küçültüp rahatça izlemek daha mantıklı geliyor bana. sonuçta faizi düşünerek değil, faize tepki veren piyasayı okuyarak para kazanılıyor. -
kaldıraçta patlayan hesaplar
kaldıraçlı işlemde yanan hesapların ortak bir hikayesi var: hepsi 'bu sefer farklı' diye başlıyor. 10x ile günde %2 kazanınca matematik harika görünüyor, ta ki ters yönde %5'lik bir hareket gelene kadar. o %5, 10x'te %50 demek; pozisyonu kapatmaya fırsat kalmadan likidasyon maili geliyor. stop-loss koymayı 'gereksiz' görenler en çok yananlar oluyor.
benim de bir vadeli hesabım tam bu yüzden sıfırlandı, geriye komisyon geçmişi kaldı sadece. kaldıraç kötü değil ama risk yönetimi olmadan intihar. pozisyon büyüklüğünü portföyün %1-2'siyle sınırlamayan, volatiliteye göre kaldıracı düşürmeyen herkes o maili bir gün alıyor. tecrübeyle sabit. -
borsa istanbul da ilk yıl dersleri
borsa istanbul'da ilk yılın sonunda öğrendiğim en net şey şu oldu: ekran yeşilken herkes dahiyim, kırmızıyken tek suçlu benim. ilk aylarda günlük %3-5 için saatlerce grafik bakıyordum, sonra fark ettim ki endeksin genel yönü benim hissemden daha belirleyici. temettü verimi, pd/dd, f/k gibi oranların hepsini ezberledim ama bilanço okumayı öğrenene kadar hepsi süstü.
portföyümün yarısını ilk üç ayda masada bıraktım desem abartı olmaz. en büyük hatam zararı kesmemek, kârı da çok erken almak oldu. şimdi o günlere bakınca anlıyorum, ilk yıl borsa istanbul'da para değil sabır ve disiplin öğreniliyor. yoksa ekrandaki rakamlar sadece kağıt üstünde kalıyor. -
çocuğun adına yatırım hesabı açmak
henüz iki yaşındayken hisse senedi aldığım yeğenim ileride bunu öğrendiğinde sevinecek mi yoksa 'enteresan niyetler' mi diyecek, orası belirsiz.
(bkz: uzun vadeli yatırım) -
yurt dışı hisse vergisi
midas ya da başka bir aracıdan aldığım beş lot apple'ı satana kadar beyanname yükümlülüğünü araştırmaya başladım, çoğu kişi beyan etmiyor ama maliye tarafında durum farklı olabilir.
-
mevduat faizi enflasyon yarışı
bankanın ilan ettiği faizle tüik'in açıkladığı enflasyonu yan yana koyunca reel getiri hep arkadan geliyor, mevduatçı farkında olmadan alım gücünü eritiyor.
-
telegram yatırım grupları
sabah 'uçacak hisse' diye attıkları grafiği akşam silen, ertesi gün yeni grupla geri dönen tiplerle dolu; bir de hâlâ 'üstad' diye hitap eden takipçiler var.
-
gece nasdaq takip etmek
türkiye saatiyle akşam 16:30'da açılan seansa alarm kuran bir nesil olduk, ertesi gün işte uyuklayınca sabahki bist açılışını da kaçırıyoruz.
-
kredi çekip borsaya girmek
kredi faiziyle temettü getirisini kıyaslayıp matematik yapanlar var ama faiz yüzde 40'lardayken hangi portföy bunu düzenli katlıyor, o kısım muamma.
(bkz: kaldıraç) -
otuz yaşında sıfırdan birikime başlamak
otuzunda sıfırla başlamak tamam normal bir durum, pişmanlık hissettim diye bir vazife yok; ilk önemli hamle borç sırasını yapmak ve maaştan otomatik olarak kenarıya aktarılan bir paraya para gözüyle bakmamaya alışmak.
ilk sene en büyük kalkınma borchun parası, kaba getirili bir ses yapmayan genraci; kirada ite kaka yılbaşta kur riski bozsa da portföye hem tek parçada gram hem fonda katkı payı seçmek için kendine bir sırla ağlamanyacağına inanıyorum. -
enflasyon muhasebesi ne demek
şirketlerin bilançosunu, para biriminin satın alma gücünün enflasyonla içinden geçtiği bir hesap üzerinden yeniden ifade etme olayı; yani karın gerçek mi yoksa ürün sırf pahalandığı için mi boyunun uzun göründüğünü sorgulamanın yasal hali.
vergi matrahı ve kar rakamı değiştiği için, anlatımda 'temettü vermedi ama nereden kazanç oldu' muabbetinin sık karşına düştüğü kalem bu, borsada rapordan okuyup şirketin finansallarına bakan bir yatırımcı için bayağı hesap değiştiriyor. -
gram altın mı çeyrek altın mı
gram altını spreadi (makas) az olduğu için alıp satarken az yıpranıyorsun, çeyrek ise gramla aynı sona düşüyor ama alışta daha fazla kaçırıyor; parça parça satmak derdi yok, bankaya mutabık kalınan bir gram varsa al telefon aplikasyonundan gönder.
çeyreğin en güzel yanı aşırı kolay nakite çevrilebilmesi ve borsacılarla biraz pastırma payı gölgede kalmış, rahatsız honghayı havadan imajla matbaaya götür. -
finansal okuryazarlığın okulda öğretilmemesi
lisede trigonometriden sonsuz seriler türetiyoruz ama bir tane dersin adı 'kira getirisi ne demek, kredi kartı asgari tutar nasıl tuzağa çevirir' olmadı hiç, sınav iyi olup bitiyor.
sonra insanlar öğreniyor tabii, genelde mevduat üstü bir dolandırıcı whatsapp grubunda üç hektara uçmuş tohumlarla; kanun yapanlar da bütçe mürekkebini dökmüş bir tatlı sıcak para tanımında anlaşamıyor. -
asgari ücret zammının alım gücüne etkisi
her ocak ayında hesap kitap yapıyoruz; yüzde kırk zam aldım diyorsun ama market rafı martta sana aynı arabayı bir buçuk katı fiyata dolduruyor, almam huysuz arsız büyümüş.
nominal olarak maaş artıyor tabii, reelde ise ürün grdıbını bozmadan alabildiğim sadeleşmiş sepetin lira fiyatı yıl ortasına gelmeden geçtiğimiz yılın tepesini aşıyor; o yüzden 'zam geldi' cümlesine asgari ücretli tanıdıklar hiç sevinmiyor. -
acil durum fonu oluşturma denemeleri
her ayın başında 'bu sefer kenara üç bin atacağım' deyip ayın yirmisinde hesabı sıfır görmek klasikleşti bende, sonra fondaki parayı çekip 'ama bu acil durumdu' diye kendimi ikna ediyorum.
ders oldu, artık maaş geldiği gün otomatik talimatla ayrı bir vadeli hesaba üç bin lira kayıyor, elle dokunmak nasıl olsa sıfır faiz olduğu için içimi pek kemirmiyor, buzdolabı motoru gidince yüzüm asılmıyor en azından. -
finans sözlük
borsa, döviz, faiz, kripto ve kişisel yatırımın tarafsızca konuşulabildiği nadir köşelerden biri, gözlem ve deneyim aktarılıyor tam olarak.
- daha çok