• bugün (96)
  1. faiz nasıl işler, enflasyon maaşı nasıl eritir, bileşik getiri nedir bunları üniversitede seçmeli dersten öğrendim ama lisede hiç görmedik. çocuğa integral öğretiyoruz da kredi kartı ekstresini okumayı öğretmiyoruz, sonra neden borç batağı diye şaşırıyoruz.
  2. bileşik faizin ne olduğunu öğrenmeden mezun olan insanlar kredi kartı asgarisiyle on yıl yaşıyor; matematik dersinin içine sıkıştırılmış birkaç saatle bu iş çözülmez ama başlangıç olur.
  3. faiz nasıl işler, basit getiri ile bileşik getiri arasındaki fark ne, kredi kartı asgarisini ödemek ne anlama gelir. 12 yıl okuyup bunları hiç görmezsen üniversiteye çıktığında ilk maaşın ve ilk kredinin elinde patlıyor demektir; sistem bunu ders progrdıbına sokacak kadar kendine güvenmiyor olabilir duygusu bırakıyor insanda.
  4. okulda trigonometri ve logaritma var ama basit faiz, bileşik getiri ve enflasyon farkı yok. mezun olan pek çok kişi tasarrufunu birikim hesabında tutup reel getiri kaybettiğini fark etmiyor bile.

    matematik öğretilirken portföy, temettü ve stopaj kavramları öğretilse; belki gençler elindeki ilk parayı kolay lokmaya kaptırmazdı. sistemin böyle olması tesadüf değil ama bu kadar da olmaz.
  5. müfredatta böyle ek alan olmadığı için değil, siyasi gündemin ve eğitim sisteminin önceliklerine yazmıyor. oran-dolar argüman çoğu öğrencinin ilk taksidini kredi kartıyla öğrendiği yıllara gidiyor.

    aslında haftada iki saat var bu iş: birikim, bileşik getiri, vergi, sigorta. bugün ihtiyaç haline geldi çünkü milletin çoğu yatırımı mesela mobil bankacılıkta kopyala yapıştır usulü öğreniyor bu tarz ders eksikliği tabii. bunu düzelten bir eğitim reformu çıkması da zor, ekmek aslanın ağzında.
  6. bileşik faizi, enflasyonun alım gücünü nasıl erittiğini, kredi kartı asgarisinin nasıl borç sarmalına soktuğunu okulda kimse anlatmıyor. bunları öğrenmek için ya aileden şanslı olacaksın ya da hatalarınla ödeyeceksin, çoğu kişi ikinci yolu seçiyor. müfredatta yer olsaydı belki yirmili yaşlarda maaşın tamdıbını bilmediğim bir hisseye gömdüğüm o dönemi yaşamazdım. garip olan şu, faiz hesabı öğretiyoruz diyorlar ama gerçek hayattaki bileşik faizi hâlâ kimse çocuklara anlatmıyor.
  7. çünkü sisteme kendi kendine yetebilen, kredi kullanırken imzayı nerelere attığını bilen bir birey verdiği için. maalesef ülkemizde ortalama bir lise mezunu basit bir kredili mevduat hesabının nedir, faizin nasıl işlediğini, dövizde spread ne demek bunu bilmiyor. bu bireyi bankaların ince broşürlerine, taksit reklamlarına bırakıyorlar.

    yanlış anlaşılmasın: matematik var, ama reel hayatın faizi yok. okulda "evdeki hesap çarşıya varmaz" öğretilir de, hesabın neden tutmadığını öğretmezler. eğer çoğu kişi enflasyon ve faiz farkını öğrenirse tüketim düzenine dokunur diye çek içiyor. maalesef bunu kendi çabamla öğrenmek zorunda kaldım, yenen acıyla geliyor.
  8. bileşik faizi ilk defa üniversitede duydum, o da mühendislik dersinde tabii ki. annem yıllarca parasını günlük katılım hesabında tutmuş, mevduat tercihini bile bilmiyordu. malesef sistem bize tüketmeyi öğretiyor, birikim nasıl yapılırı değil; krediyi tanıtan var, vade sanı tanıtan var, enflasyonla nasıl başa çıkıldığını anlatan yok. hâlâ ders kitaplarında boş durup zengin olun demiyorsa da, çocuğa tutumlu ol deyip birikimi öğretmemek aynı saçmalık değil mi.
  9. ondalık faiz formülü gösterip bileşik faizi öğretmemek nasıl bir müfredat tercihi anlamıyorum; gençler faiz, vergi ve portföy çeşitliliğini ilk kez dolandırıcı bir finans sayfasında öğreniyor. basit hesap kitap lisede girseydi belki de bu kadar insan 'garanti getiri' vaatlerine kanmazdı.
  10. okulda belki ve alt sınıfta faiz başlıyoruz, bileşik faizin ne demek olduğunu hâlâ en iyi ve en ucuz ödevi hayattayken ilk hacizsiz kartta öğreniyoruz. matematik dersinde logoritma tahtaya yazılıyor da reel getiri anlatılmıyor, buna üzülmemek elde değil.

    bir sözlük bağlamında ciddi anlamda ihtiyaç: kaç tanıdığım kredi çekip taksitini altın ile karşılamaya çalışırken enflasyonda erken kayıp yaşıyor. bu tarz dersleri komün sistemde göstermek yerine, math sınıfında beş dakikalık bile daha hayatili ile fazla bir şey beklemiyorum. (bkz: acil durum fonu)