• bugün (81)
  1. kâğıt üzerinde güzel duruyor, faiz gideri yatırım getirisinin altında kalırsa kâr var; pratikte vade ve taksit takvimi elini kolunu bağlar. enflasyon ortamında 'nasılsa ezer' diye giriyorsan, getiri tarafı gecikince taksit gelir, getiri gelmez. bir de faiz dalgalanmasında borç sabit ama varlığın fiyatı oynak. kendi penyemden: kredili yatırım kaldıraç gibidir, kazanınca akıllı, kaybedince pişman görünürsün.
  2. mantıksal olarak tek bir şeye bakar bu iş: kredinin faizi, yatırımın beklenen getirisinden düşük mü? ama kağıt üzerinde düşük görünen faiz, enflasyon ve vergilerle birlikte aniden senin aleyhine döner.

    bir tanıdığım yüzde 3.5 faizle 200 bin çekip borsaya koydu, ilk altı ay güzel gitti, sonra endeks yüzde 30 düşünce kredisini ödemek için hisseleri zararına satmak zorunda kaldı. kredi taksitleri aylık nakit akışını yerken, piyasanın düşüşü seni panik satışına iter. kiminin kumarı tutar ama ben 2021'deki o düşüşte yaşadığımı bir daha yaşamak istemem.
  3. faiz oranı aylık bir buçukken kaldıracın maliyetini düşünmeden 'nasıl olsa endeks yükselir' diyerek kredi çeken kuşağı gördük, sonra ekstre geldi. matematik basit aslında: kredinin yıllık maliyeti tek haneli değilse ve getiri garantisi yoksa bu iş kumar kategorisine kayıyor. acı tecrübeyle söylüyorum, erken girenlerden değildim ve ödemesi geldiğinde elimdeki kâğıtları zararına bozup sadece borcu kapattım. bankaya faizi ödemedim demek yanıltıcı, getiri bazen maliyeti geçiyor ama geçtiğinde bile karakterini yıpratıyor.
  4. bir tanıdığım tam bu şekilde çektirip kriptoya girmişti. ilk iki ay gerçekten güzel kâr yazılıyordu, sonra bir düzeltme geldi, kredi taksitinde en ufak bir es miyorsun, o noktada tasarruf diye olanlar geri çekip ters pozisyonda poz kapattı. büyük özet: parça parça alıp düzenli düşünce problem olmayabilirken, borç yatırımda en kötü kararı verir zorlu gün olarak geldi.

    olu versiyon tablosu şudur: kendi ilk para ile yatırım yaparken bir yanlış karar sadece zararın bir kısmını görür, ken li araya girdi mi anında zararı acı tarif edelim. hesapta tutulacak para mi kavramı bir kenara bırakılınca, gelirle borç arasında masaya hangi n argüman atılırsa atılsın sonu hüsran biter.
  5. faizi yüzde 4 civarındayken çekip borsaya sokma fikri insanın aklını çeliyor ama hesabı masaya yatırınca iş değişiyor. kredinin faizini enflasyonla kıyaslayıp 'nasılsa kazanırım' diyenler var, ancak kâr garantisi yokken sabit bir yükümlülük altına girmek bana riskli geliyor. bir arkadaşım bunu denedi, portföy yüzde 15 düştü, o da taksitleri maaşla ödemek zorunda kaldı. benim sonucum: kaldıraç iştah meselesi ama uyku kalitesini de götürüyor.
  6. kredi faizi yüzde elliyken alınan riskin getirisi bunu geçmedikçe bu iş matematiksel olarak zarar, hele vadeye yayılan taksitler gelir stabil değilse çevrilmiyor.
  7. bankanın %60 faizle verdiği parayla borsada %40 kazanacağını sanmak tam bir kumar masası davranışı. iki üç ay temettüyle krediyi çevirmeyi planlayan arkadaşlar, faiz günü gelince ellerinde ne kaldı diye bakıyor genelde. paranın maliyeti vadelerden daha hızlı yükseliyor, taksit tarihi senin stratejinden daha acımasız.
  8. bir arkadaşım geçen sene krediyi çekip doğrudan fona koymuştu, ilk aylarda faiz gideri portföy getirisini yutunca morali baya bozulmuştu. matematikte alım gücünü artırmak için net getirinin kredi faizini geçmesi lazım, bunu kaba bir hesapla kâğıda dökmek şart. vadeyi kısa tutmadıkça veya gelirin ekstra sabit değilse bu iş en çok başa baş noktasında sıkışıyor.
  9. kredi faizi %50'yken borsadan %60 bekleyenlerin matematiği bana hep riskli geliyor, çünkü kazancın zamansız gelirse faiz seni yer bitirir. geçen bir arkadaş tüm krediyi tek hisseye gömdü, o ruh halini iyi biliyorum ama iyi sonucu strateji sanmamak lazım.
  10. faizi belli kripto ya da borsa getirisi belirsiz, bunu bir tür kaldıraç olarak görüp eşit şartlarda kıyaslıyor bazıları. kazandığım dönem oldu da, faiz ödemesi kişisel özgürlüğü törpülüyor insanın.

    bu tarz cesaret biraz da hesap bilmezlik gibi duruyor.