-
kira getirisini hesaplarken stopajı, aidatı ve boş kalma süresini katmayan kıyas hep yalan çıkıyor; net mevduat faiziyle karşılaştırınca iki taraf da birbirine yaklaşıyor, mesele senelik değil reel getiri meselesi.
-
kira getirisi ile mevduat getirisi kıyası yaparken iki kalemi es geçmeyin: kirada boş kalma riski ve tamir-boya gideri, mevduatta ise stopaj ve stopajı saymazsanız enflasyon. son 2 yılda konut fiyat artışı mevduat faizinin yanına yanaştı ama sadece kira almaya bakan reel getiride açık rahat görünüyor; ben kiraya otursaydım 3 ay gecikseydi 6 ay boş kalsa mevduata devam ederim muhtemelen.
-
istanbul'da 3 milyonluk dairenin aylık getirisi 15-18 bin lira bandindayken ayni parayi faize koysan 2-3 kisilik bir maas geliri birakiyor; ama kiracı çıkarma derdi ve deprem riski hesaba katilinca rakam o kadar guzel gorunmuyor.
-
kira getirisi mi mevduat getirisi mi diye hesap yaparken insanın aklına önce brüt rakam geliyor ama işin içine aidat, boş kalma süresi ve vergi girince mevduat çoğu zaman önde bitiyor.
yine de faiz oranı tek başına yanıltıcı, enflasyon farkını hesaba katmayınca yüzde 45 mevduat bile cebinde eksiye düşebiliyor.
-
bu kıyası yaparken çoğu kişi sadece brüt rakama bakıp karar veriyor, sonra aidat, vergi, boş kalma süresi ve tamir masrafı girince hesap şaşıyor. mevduatta stopajı düşüp net faizi alıyorsun, kirada ise kiracı riski, tahliye derdi ve eskiyen dairenin giderleri var; yani kağıt üstünde yüksek görünen getiri her zaman cebe girmiyor.
kendi deneyimimde kirayı uzun vadeli enflasyona karşı bir koruma gibi görüyorum ama likidite tarafı can sıkıcı; mevduat ise bugünün faiziyle sınırlı. yani asıl soru hangisi daha çok getirir değil, hangi riski taşımaya tahammülün var sorusu.
-
kira getirisini brüt hesaplayıp mevduatla kıyaslamak bana hep eksik geliyor. evin boş kaldığı ayı, aidatı, tadilat masrafını, emlak vergisini ve stopajı koyduğunda o parlak yüzde eriyip gidiyor. mevduatta ise vade sonunda hesaba net bakıyorsun, uyku kaybı yok; ama enflasyon gerçeği ikisini de aynı çizgiye getiriyor. sonuç olarak mesele yüzde değil, hangi riski taşımaya miden elveriyor.
-
kağıt üstünde kira getirisi çoğu zaman mevduatın altında kalıyor ama işin içine konut fiyat artışı girince tablo değişiyor. ben karşılaştırma yaparken brüt kira değil net kira kullanıyorum: aidat, bakım, kiracı boşluğu ve vergi düşünce elime geçen rakam mevduatın %40'ında kalabiliyor bazı dönemlerde.
diğer tarafta mevduat likit, kiraya ise satmak istediğinde hemen nakde dönmüyor. ama konut fiyatı uzun vadede o boşluğu kapatabiliyor, bunu ancak 5-6 yıllık ufukla düşünmek lazım. kısacası iki yatırım aracı aynı şeyi ölçmüyor; ben biri nakit akışı biri uzun vadeli değer artışı olarak bakıyorum.
-
güncel getiri oranlarıyla kaba hesapta kira brüt getirisi mevduatın altında kalıyor; ama kiracı derdi ve boş kalma riskini hesaba katınca iki tarafı da olduğundan pembe görmemek lazım.
-
beş yıllık amortisyonu mutfakta ekmek keser gibi tek sayıya indirdiğimde kira riskinin (boşluk, tamir, kiracıyla didişme) vaat ettiği prim bazen fazlasını haketmiyor. son dönemde faizler yükselince aynı paramı mevduatta tutmak hem nakit kalmamı kolaylaştırdı hem kira stopajı/kapital gideri kalemlerini beraberinde getirmedi, ama bina eskidikçe amortismanı da görmezden gelmeyin derim.
-
istanbul'da 2.0-2.5 milyonluk daire 70-90 bin getiriyor, risklerdeki rahat mevduat yıllık %50 net faizle aynı parayı %1.2 milyon seviyesine taşıyor. kıyasada mevduat kısa vadede açık üstün görünüyor ama enflasyon beklentisi düşerse yenilemeyeceğin mevduatla sınırlısın. benim yaklaşımım: kirayı nakit akışı olarak düşünüp evinde oturma konseptinde tek kalemi betona her şeyi basmamak.