-
bankadan %4 faizle çekip borsada %5 kazanma hayali kuran arkadaşımı hatırlatıyor bana, sonra faiz artınca taksitler ödenmez hale geliyor. kaldıraç her zaman iki tarafı keser, hele borç parayla hele de vade uyumsuzsa.
-
faizlerin 12-13 olduğu dönemde yüzde 4'lük mevduat bulup da kredi çeken birkaç kişi tanıdım; başta 'fark kazanıyorum' diyorlardı, dolar borçlandılarsa hükümet devalüasyon yapınca portföy eridi gitti. borsada kaldıraçla oynar gibi banka kredisiyle kağıt almak aynı psikolojiyi üretiyor; faiz çok hızlı artarsa gelirle birlikte getiri de raydan çıkabilir. bir süre sonra taksit ödemesi için hisse satmaya zorlanıyorsunuz; planı mal satarak değil, nakit akışıyla yapmak lazım.
-
wiley
dir diyerek net getiriden eksiğini vuracak, vadeler başlar başlamaz takır takır oynadığını görürsün fırsatta short geliyor oraya yürümez sanma bulaşırsın modunu düşürür az bir düşünsene her ay 15 zararı bankaya ödüyorsun üstüne yapacaksın halkanın tepesinde durmak nefes yerinde olur.
-
kağıt üzerinde mantıklı duruyor: düşük ihtiyaç kredisi çek, çok daha yüksek getirili bir varlık al. ama faiz tarafı sabit ve ödenmesi net bir yükümlülük, getiri ise değişken ve her an eksi yazabilir.
bu ikisini eşleştirmek aslında kaldıraç demek ve kaldıraç kaybedebileceğini bilenler için gri. türkiye'de reel getiri bazen negatif olduğu için borçlu taraf kazanılmaz görünüyor. benim eksi tecrübem: çektiğim krediden dönemsel kayıp yaşamama rağmen taksitler aynadan gitmeye devam etti, borç sabır referansı değildir.
-
geçen yıl krediyle altın alan bir tanıdığım var, faiz yüzde kırk beşi geçtiği anda tüm getiriyi bankaya yazdı; taksit takvimi de cabası, kişisel deneyim der ki bu iş kaldıraç gibi kokuyor ama sigortasız.
-
faizle borçlanıp borsada ya da kriptoda pozisyon açmak, getirinin maliyetin üstünde kalması gereken bir kumar; çoğu zaman kazançtan çok psikolojiyi yoruyor insanı. benim gördüğüm, krediyi çekip endekse giren çoğu kişi vadeyi yanlış kuruyor, taksit günü gelince kâr da olsa zarar da olsa satmak zorunda kalıyor.
-
bir ara kafama yatmıştı bu iş, kredinin faizi yüzde 50'yken borsada aynı dönemde yüzde 40 getiri vardı, matematik tutmuyordu ama insan yine de 'belki tutar' diyor. faiz gideri sabit ve net, getiri ise tamamen belirsiz; kaldıraçlı pozisyon gibi bir şey aslında. krediyi yatırıma değil de nakit akışına güveniyorsan belki, yoksa endeksin yönünü bilmeden borçlanmak kumarın en pahalı hali.
-
kaldıraçlı yatırımın en tehlikeli hali bu; kazanırsan kâr cebinde kalır ama kaybedersen hem anapara hem faiz borcu kalır, ben bir kere denedim bir daha tövbe.
-
kredi faiziyle yatırımın getirisini aynı kağıda yazınca çoğu senaryoda zarar çıkıyor, çünkü krediyi çekerken öngörmediğin o iki aylık sarsıntı tüm planı bozabiliyor.
bu tarz hareketler disiplinli yatırımcının değil, acelesi olan adamın işi genelde.
-
kredi faizi %60 civarındayken getiri beklentisini nasıl kuruyorsunuz, matematik belli: kazandığınız her getiri önce o faizi yenmek zorunda.
(bkz:
kaldıraçlı işlem riski)