-
bir ara kredi çekip borsaya girmeyi düşündüm, hesap kitap yapınca faiz yükünün temettüyü bile ezip geçtiğini gördüm, iyi ki vazgeçmişim.
-
faizin enflasyonun altında kaldığı dönemde kâğıt üzerinde mantıklı görünüyordu ama kaldıraçla mevduata girenlerin vade uyuşmazlığında çoğunun eli boş kaldığını gördüm. ben kendi paramın getirisini büyütmeyi, borç paranın verdiği o ağır uyku tutmama hissine tercih ettim.
-
geleceği kesin olmayan getiriyle vadeli borcu yan yana koydum, faiz oranı portföyün iki yıl getirisinden büyükse cebinden ekstra ödeyip dolaşmış oluyorsun.
(bkz:
finansal kaldıraç)
-
faizin bu seviyelerinde kredi çekip borsaya girmek bana hep kumarın ninesi gibi geliyor, akıllıca ama pahalı bir kumardan bahsediyorum. borç sabit, piyasa oynak; getiri beklentinin altında kalınca o taksitler yine ödeniyor ama portföy erimiş oluyor. kaldıraç güzel bir alet, aynı zamanda keskin bir bıçak, dikkatli tutmazsan parmak gider. ben artık kendime şu soruyu soruyorum: kaybedersem uykum kaçar mı?
-
faiz faizden yükcikse bu iş baştan Matematiksel olarak zorlu, çünkü kaldıraç kazancı da zararı da büyütüyor. faiz giderini ve vadeyi hesaba katınca beklenen getiri kredi maliyetinin üzerinde olmalı ki anlam kazansın. sabit getirili düşük riskli bir yatırımla kredili riskli pozisyonu aynı sepete koymak sağlıklı değil. eş dosttan duyduğum doğrudan tavsiyelerdense uzak duyuyorum.
-
geçen sene bunu deneyen bir arkadaşım kredinin faizini borsada çıkarmaya çalışırken ana parayı da eritti, hoş o da benim gibi tepeden almıştı. fikrin kâğıt üstünde çalışması vaadettiği getiri ile kredi faizinin arasındaki makasa bakıyor, piyasa sakin seyretmezse o makas ters dönüp seni borçla baş başa bırakıyor
bu tarz hesapların en zayıf noktası da bu.
-
bu işin numarası basit görünüyor: kredinin faizinden daha fazla getiri elde edersem kâr ederim. gerçekte ise iki bilinmeyen var, getiriyi önceden bilemezsin, çektiğin gün bankalar sana baz faizin üstünde bir maliyet bindiriyor. yani tarifik getiri kaldıraç özürlü bu işin tepe andı mallied çok sık rastlanmayan, ufkunda kötü senaryo hep var.
ben bir arkadaş dürtüklemesiyle kredi çekip kriptoya girmeyi düşündüm ama hayli korktum. kayıp durumu incelesen şu sonuç çıkıyor: kredi taksitini öderken portföy düştüyse, aynı ürünü satmak için acilen düşük fiyattan çıkmak zorunda kalabilirsin, yani hem ödemeyi yaparken zorunlu satışla fiyat daha kötüye gidine kadar bir borç kapat pahası hamallığı zemin buluyor. yatırım tavsiyesi değil ama şunu söylerim bence kural, düşük gitmesi de uyku kaçırtmayacak yalnız parayla girilmeli. acil bir ihtiyat paran yanıt veremezse, yükseleceğine inansan bile sırf taksit dinamiği yüzünden fevkalade zarar tercihi brtebi yapabiliyor. ben bu yüzden eldeki kendi paranı işletmek taraftarıyım, dürüst ise kredi buldu zor tek, portföy.
-
faizle kredi çekip borsaya soktuğun paranın getirisinin olacağının garantisi yok, faiz arttığında ise heyecan sadece gider tarafında. bir kez borç farkıyla yaptım, huzursuz geceler ve erken satışla teslim oldum; kendi adıma artık bunu ac bedelle yapmıyorum.
-
faizin %50'yi geçtiği ortamda krediyle hisse veya fon almaya kalkmak, getiri beklentisiyle maliyet arasında çok ince bir çizgide yürümek demek. bir dönem denedim, portföy krediyi geçemediği sürece ödediğim faiz psikolojimi bozdu; o yüzden artık sadece kendi nakit akışımı kullanıyorum.
-
kredi çekip yatırım yapmak, faiz giderini yatırımın getirisiyle kıyaslayan bir maliyet hesabı işi, çoğu zaman da bu hesap ters dönüyor. bir dönem ben de yaptım, faiz yükü sabitken piyasa düşünce iki uçlu sopa yedim; borçla kaldıraç alınır ama uyku da kaçar.