-
türkiye şartlarında konuşacaksak maaşın yüzde 20'sini düzenli biriktirebilen bile bence kraldır, çünkü kira ve market girdisi aslan payını yiyor. ben bunu iki yıl denedim, yüzde 30 hedefiyle yola çıkıp ay sonunda yüzde 12'de kalakaldım, o yüzden gerçekçi hedef insanın kendi giderine bakarak koyması gereken bir oran.
-
maaş azken yüzde 20 bile çok, zam alınca yüzde 30 hayal olmuyor ama enflasyon cebe el atınca tepetaklak oluyor. ben 'bana kalan' mantığını sildim, ayın başında otomatik transferle ayırıyorum, sonuç daha tutarlı.
-
kirada oturuyorsan yüzde yirmi bile başarı sayılır, ev sahibi varsa yüzde elli konuşulur boşuna. ben altı aydır yüzde otuzu tutturuyorum ama markete her gidişimde hedef şaşıyor.
(bkz:
enflasyon)
-
net bir cevap yok, kişinin giderine bakıyor tamamen. kirada yaşayan asgari ücretliyle ailesiyle oturan birinin %30 biriktirmesi aynı şey değil.
benim gözlemim, gider çıktıktan sonra kalan kısmın %20-30'u psikolojik olarak sürdürülebilir bir oran. daha yükseği birkaç ay dayanır, sonra 'kendimi mahrum ettim' bahanesiyle bozulur. önce borç kapat, sonra 3-6 aylık acil fon, ondaki parayı da faizsiz hesapta bekletmek akıl işi değil bu arada bu tarz bir düzen önemli.
-
kira ve masraf çıktıktan sonra kalanın yüzde yirmisini kenara atabiliyorsan bu bile yeterli bir başlangıç, otuzu ise maaşına göre biraz hayal satın almış oluyorsun.
(bkz:
otomatik talimat)
-
istanbul'da kirada oturup tek başına geçinen biri için yüzde on bile başarı sayılır, aile yanındaysan yüzde otuz civarı rahat döner ama rakamdan çok istikrar önemli.
ilk yıl yüzde kırk hedefi koyup masraflar patlayınca motivasyonu kaybetmiştim, meğer ayda yüzde onu düzenli tutmak düzensiz yüzde elliden iyimiş.
-
bu sorunun tek doğru cevabı yok ama gözlemim şu: kirada oturup tek başına yaşayan biri için yüzde on bile başarı sayılırken, ailesiyle yaşayan biri için yüzde otuz rahatlıkla mümkün. ben ilk sene yüzde onu bile zor tuttum, çünkü hesap kitap yapmadan harcıyordum, sonra harcamaları yazmaya başlayınca boşa giden kalemleri görünce oran kendiliğinden arttı.
önemli olan oranı kendine hedef koymak, sosyal medyadaki "maaşımın yarısını biriktiriyorum" tablolarına bakıp kendini kötü hissetmemek. enflasyon ortamında o parayı yastık altı yerine değerlendirmek ayrı bir iş, yoksa biriken tutar her ay sessizce eriyor ve bu da insanın şevkini kırıyor.
-
bu sorunun tek bir doğru cevabı yok ama reel getiri hesabı yapmadan verilen her oran palavra. türkiye'de enflasyon sonrası maaş artışı düşünülünce masa başında yüzde 30 biriktirmek kulağa hoş geliyor, pratikte kirayı ve faturayı ödedikten sonra elinde kalanla anca yüzde 10-15 birikiyor. kendimden biliyorum, yıllarca yüzde 40 hedefi koydum, sonunda hedef düşürmeyi öğrendim. önemli olan oranın büyüklüğü değil, istikrarı; her ay otomatik talimatla kenara atılan küçük tutar, ara ara gelen büyük tutardan daha çok iş yapıyor. yani gerçekçilik, gelir gider dengesi kurulduktan sonra başlıyor.
-
maaş yattığı gün yüzde 20'sini otomatik fona ya da altına atınca geri kalanı yetiyor nasılsa, disiplin meselesi biraz da kendini kandırmamak.
-
net maaşın yüzde 20'si makul bir başlangıç, ama kirada oturan biri için bu oran hayal olabilir. önemli olan oranın kendisi değil, her ay cebine ne kadar kaldığı ve bunu düzenli yatırıma çevirip çevirmediğin, çünkü gelirin artmadan tasarruf oranını yükseltmek kemer sıkmaktan başka işe yaramıyor.