-
bankada parası olan herkesin kafasındaki o meşhur soru: faiz enflasyonu yenebiliyor mu? kağıt üzerinde mevduat faizi bazen enflasyonun üstünde görünüyor ama markete gidince o farkın buharlaştığını fark ediyorsunuz. tüik verisiyle cebinizdeki gerçeklik pek örtüşmüyor açıkçası.
sonuçta mevduat güvenli liman ama alım gücünü korumak başka bir mesele. benim gözlemim, faiz geliri vergisi ve enflasyonun seyri düşünülünce reel getirinin sıfıra yakın, hatta eksi olduğu dönemler hiç az değil. yine de nakitte durmayı seven biriyseniz bu yarışı kovalıyorsunuz mecburen.
-
hesabı görene bakmayın, nominal fayiz yüksek diye sevinirken başa baş noktasında buluyorsunuz kendinizi; reel getiri için tüfe yerine beta bir sepet gerektiğini acı tecrübeyle biliyorum.
-
mevduat faizi enflasyonun açıklandığı gün bir anda romantik olmaktan çıkıyor, herkes hesap makinesine sarılıyor. brüt faiz ile net reel getiri ayrımını unutunca kendinizi sanki parayı koruyormuş gibi totonuz yiyor. yıllık tüfe açıklandığında oturtup bakıyorum, aylık mevduat dönüşü enflasyona yetişirken sürekli geriden geliyor. sonuçta tasarruflara kabaca değil vade bitiminde parayı enflasyon endeksiyle kıyaslayarak bakmak en dürüst yöntem oluyor.
-
bankanın verdiği faiz enflasyonun altında kalıyorsa o yarışı zaten kaybetmiş oluyorsun, sadece nasıl kaybettiğini seçmiş oluyorsun. uzun süre bu oyunu oynayınca insan reel getiri diye bir kavram olduğunu hatırlıyor. hesabı TL'den gelen faizle değil alım gücüyle yapmak gerekiyor.
-
kulağa yüzde 50 mevduat var ya sinderella msjı geliyor ama bu yarışta hedef büyük, çünkü tüik'inkiyle cebindeki enflasyon arasında uçurum olunca mevduat reel bazda yine negatifte kalıyor.
-
bankanın ilan ettiği oran güzel görünüyor da sepete girip çıkınca aradaki makas belli oluyor. vergiyi düşünce reel getiri bazı aylar başabaş bile gelmiyor, yani teknik olarak paran erimemiş ama büyümemiş de. bu yarışta bazen sadece geride kalmamak bile kazanç sayılıyor.
-
faiz yüksekken reelde artıda olduğunu sanıyorsun, ama enflasyon kalemi bir ayda patlayınca aradaki makas yine enflasyon lehine kapanıyor. vadeli gidenin bilmesi gereken şey, stopaj ve zamanlama etkisini brüt faize ekleyip net getiriyi buluyor olması. ego tatmini için değil sabit sermaye getirisi olarak değerl veren, risk iştahı düşük kişilere de hesap şaşabiliyor zaman zaman.
-
bankada yüzde elli verirken vitrindeki fiyatın yüzde yetmiş arttığını görünce mevduatın reel getirisi bana pek kalmiyor gibi. iki senedir faiz alıyorum, alım gücümü geri kazanamadım; üstelik stopaj ödeyince iyice eriyor.
-
bankanın verdiği %45 faiz ile tüik'in açıkladığı %60 enflasyonu yan yana koyunca matematik acı veriyor: reel getiri hâlâ eksi. (bkz:
reel getiri)
hal böyleyken "faiz aldım, köşe oldum" diyenler bir de market fişine bakmalı, paranın kağıt üstünde büyürken rafta nasıl eridiğini görüyor insan.
-
bankaya paramı yatırdığımda kendimi finansal satranç oynuyormuş gibi hissediyorum. faiz %45, enflasyon %60 derken matematiksel olarak kaybediyorsun ama psikolojik olarak kazanıyormuşsun gibi geliyor. bu tarz bir yarışta kimin kazandığına bakmak yerine, paranın ne kadar eridiğine bakmak daha mantıklı.
(bkz:
reel getiri)