• bugün (93)
  1. 28 yaşında ilk cumhuriyet altınımı aldığımda 3 ay kira taksidi ödemek zorunda kalmıştım, başlangıç gerçekten acı oluyor. bu yüzden geciken her yıl sadece hesabı büyütmüyor, aynı zamanda cesareti de eritiyor, ne yazık ki panik yerine sadece bir kartla açılış yapmak bile yeterli bir şeyden başlamak.
  2. geç kalmışlık hissiyle başlayıp aslında otuzun hâlâ erken olduğunu anladığın dönem. bu yaşta esas mesele getiri değil tasarruf oranı; ayda kenara atabildiğin tutarı artırmak, on yıl sonraki portföyünün çoğunu belirliyor, ben bunu deneyerek öğrendim.
  3. kimseye '30 yaş çok geçmiş' diyenin ağzına bakmayın; 40 yaşında sıfırdan portföy kuranları tanıyorum. önemli olan miktarın küçüklüğü değil, ilk ay savurgan alışkanlıklardan kurtulup 3-4 bin lirayı otomatik talimata bağlaman. bileşik getiri için 25-30 yıl hesap yaparsan mevduatın sana reel çöp bırakacağını, endeks fonunun ise ilk yıllarda can sıkıcı görüneceğini bilmelisin. ben 31'de başladım, ilk iki yıl sıfır getiriyle kavga ederken neredeyse vazgeçiyordum; şimdi iyi ki devam demişim dedirtiyor.
  4. gençken 'nasıl olsa sonra başlarım' diyordum, sonra oldu ve tabloyu görünce insan bir süre sessiz kalıyor. geç kalmışlık hissedilir ama otuzunda bir portföy açmak, kırkında pişman olmaktan iyidir; ilk iş otomatik yatırım talimatı.
  5. yirmili yaşların tüketim alışkanlıklarını bırakıp otuzda kenara üç beş koymaya başlamak yine de bir şey; geç kaldım diye ağlamak yerine küçük miktarla başlayıp düzeni korumak daha mantıklı.
  6. geç kaldın diyenlere çok bakmamak lazım, otuzda kenara üç beş atan kırkta gerçekten fark yaratıyor. önemli olan tutar değil sürdürülebilirlik, ayda bin lira bile bir on yılda ciddi birikiyor. acı tarafı, otuz yaşına kadar öğrenilen mevduat alışkanlığının enflasyonda eridiğini kabul etmek. yavaş ama kararlı olan kazanıyor.
  7. arkadaşın yirmili yaşlarda altın almış sen kırkı görmeden mi başlayacaksın muhabbetini bırakıp bugün ilk aylık otomatik talimatı kurmak aslında en somut adım; geç kalınmış değil ama kanıta dayalı tek gerçek rutin olup düzenli attığın küçük tutarların katkısı zannedilenden büyük oluyor.
  8. geç kaldım diye panik yapmayın, ben de otuzumda sıfırdan başladım ve ilk bir sene sadece ne yaptığımı anlamaya çalıştım. bu tarz işlerde asıl mesele ne kadar erken başladığın değil, düzenli devam edip etmediğin, onu da ancak deneyerek öğreniyorsun.
  9. yirmili yaşlarda 'paramı yönetirim' diyen genç ayda üç kuruş birikimle otuzuna geliyor, sonra öğreniyor ki yaş değil meblağ önemliymiş.

    edindiğim ilk ders şu oldu: 30'da başlamak geç değil ama erken başlamış gibi davranmak için haftalık değil, aylık otomatik talimat kurmak şart.
  10. geç kaldığını sanan herkesin ortak yanılgısı. ben de otuzda başladım, ilk ay ayırdığım tutarın komikliğine güldüm ama mesele tutarın büyüklüğü değil, düzenin oturması. her ay sabit bir bölümü kenara atıp enflasyona karşı korumaya çalışınca iki yılda ciddi fark oluşuyor. otuz geç değil ama otuz beş daha zor, bunu da not edin.