• bugün (94)
  1. geç kalmış değilim diyerek girdiğim bu yolda ilk ay sadece üç gram altın alabildim, sonra düzenli otomatik talimata geçince birikim kendiliğinden aktı. otuzların en güzel yanı, hatalardan ders çıkarıp kırk yaşında öğrenmeye başlayanlardan on yıl önde başlıyor olman.
  2. otuz yaşında sıfırdan birikime başlamak kulağa gecikmiş geliyor ama elliden bakınca net bir avantaj: aylık kenara attığın tutarı düzenli büyütmek ve bileşik getiriyi zamana bırakmak hâlâ mümkün. ben de o yaşlarda başladım, ilk yıl çok yavaş ama üçüncü yıldan sonra ciddi farkı gördüm.
  3. erken mi geç mi sorusunu geçelim, otuz yaş bir çok kişi için ilk maaşın bitmeye başladığı zamandır doğrusu. o ana kadar sıfır birikim, çoğunlukla borç ve bol deneyim bırakıyor. ilk iş acil durum fonu kurup aylık gelirin ya da giderin sabitini belirlemek, sonra aylık bir tutarı otomatik kesmek. bu yaşta en büyük düşman dürtüsel harcama, en iyi müttefik ise maaş artışını kendine harcamayıp portföye atabilmek. şık cümle kurmayayım, ben bunu yirmilerimde yapmadım, şimdi otuzlularda telafi ediyorum.
  4. ben de otuz yaşında sıfırdan başladım, o yüzden söylüyorum; ilk ay her şey dener gibi hissediliyor ama işin özü sabit gelen paranın ilk on dolarını ayırmaya bakıyor. üstüne üstün bir de geri dönüş pazarlamasına lazım ürün olmadığı için ilk yıl 'ben birikemiyorum' tribi normaldir; sonraki yıl çıkan krediyi kapatınca aynanın karşısında kendine bakışın değişiyor.
  5. geç kaldım diye panik yapıp yüksek getiri vaat eden işlere dalmak yerine, önce düzenli aylık alım disiplinini oturtmak lazım. otuz yaş geç değil, ama dönüp baktığımda keşke yirmi beşte fakirken paramı yönetmeyi öğrenseydim diyorum.
  6. arkadaşım 32'sinde kredi kartı borcuyla başladı, önce acil durum fonu kurdu sonra düzenli olarak endeks fonu almaya başladı; on yıl sonunda hâlâ yolda ama artık panik yapmadan düşüşleri alım fırsatı olarak görüyor, demek ki geç kalmış değil sadece sabırlı olması gerekiyor.
  7. otuzunda elinde birikim olmaması büyük dert değil, asıl dert yıllardır gelirinin tamdıbını tüketip hiç fark etmemek; ilk adım harcamayı kısmak değil, her ay maaş gelir gelmez bir miktarı otomatik yatırıma kaydırmak. düzenli bes veya düşük maliyetli bir endeks fonuyla başlayan çoğu kişi beş yılda ciddi bir birikim görebiliyor.
  8. geç kalmışsın diyenlere pek kulak asma, otuz yaş birikim için hâlâ inanılmaz genç bir yaş. ben o yaşta ilk düzenli portföyümü kurmaya başladığımda elimde ciddi bir şey yoktu, ama her ay küçük bir tutarı düzenli atmak birkaç yılda ciddi bir taban oluşturuyor. önemli olan miktar değil süreklilik, bunu acı tecrübeyle öğrendim.
  9. çevremde otuzuna kadar harcayıp sonra 'geç kaldım' diyen çok kişi var, oysa otuz geç değil erken bile sayılır. önemli olan ilk ay konulan hedefi tutmak, ben ilk yıl on bin lira biriktirince gerisi kendiliğinden geldi. (bkz: otuz geç değil)
  10. otuz yaşında sıfırdan birikime başlamak panik yaratıyor ama matematik olarak hâlâ erken sayılır; otuz beş yıl boyunca düzenli beslenen bir portföyün bileşik getirisi, geç başlamanın telafisini büyük ölçüde yapar. benim gördüğüm esas tuzak ilk yıl her ay yatırılabilir tutarı abartıp üçüncü ayda tamamen bırakmak; küçük ama sürdürülebilir tutar, büyük ama üç ay süren hevesten daha çok işe yarıyor.