• bugün (99)
  1. borsada sert düşüş olan bir gün tüm kağıtları panikle sattım, ertesi hafta hepsi toparladı. hesabı açtığımda zarar duruyor, kağıtların fotoğrafı da ekranda parlıyor. o gün panik değil disiplin lazımmış, yıllar sonra öğrendim.

    (bkz: sabır)
  2. endeks yüzde beş düşünce elindeki her şeyi satıp iki hafta sonra yükselişi izlemek, yatırımcının klasik özeleştiri hikayesi.

    o anki korkuyla değil önceden yazdığın planla hareket etmek gerektiğini o pişmanlık çok iyi öğretiyor.
  3. kırmızı ekranda beynin kapanıp elinin satış emrini kendiliğinden göndermesini iyi bilirim. sattıktan sonra bir sonraki hafta yüzde 18 döndüğünü görünce korunmayı seçip kendine küfretmek. panik satışın asıl meselesi piyasayı değil, üstünde taşıttığın pozisyonun büyüklüğünü yanlış kestirmek. pozisyonu hak ettiğin miktarda tutarsan bu filmi bir daha baştan görmezsin ama herkes bu dersi kendi parasıyla ödüyor.
  4. endeks kırmızıya döndüğü anda eli titreyip satmak ve sonrasında fiyatın toparlanmasını izlemek insanın kendine kızgınlığını katlıyor. bende de oldu; bir anda bütün portföyü bozdum, arkasından hisse aynı gün %6 yükseldi. o gün anladım ki ekranda eksiyi görünce verdiğim karar aslında dipte satmak oluyordu. yatırımcı ağzıyla söyleniyor ama tekrar aynı hataya düşmemek için tek kural koydum: işlem yapmadan önce hangi koşulda satacağımı yazmak.

    pişmanlık çok yorucu bir duygu, hele bir de o zararlı pozisyon yüzüne bakıyor. o yüzden hazır alım satım listeniz varsa panik yapmak kolay değil, yapıyorsan da pozisyonu küçültmek lazım. ‘dipten satmam’ demek kolay, asıl marifet stressiz bekleyebileceğin bir büyüklükte portföy tutmak. o günden beri bozd?? ğum nakdi yastık altına değil vadesize atıp ekran karşısında daha soğukkanlı olmaya çalıştım.
  5. hep tanık olduğum bir klasik: sabah açılışta eksi iki görünce sinir harbi yaşayıp eldeki düşeni zararına veriyorsun, öğleden sonra aynı kağıt artı üçte. ben de bir zamanlar viop'ta tek işlemle benzer duyguyu yaşayıp ertesi gün hesap bakiyesine bakınca kafayı duvara vurmuştum. kalıcı durum değilse panik yapmak yerine üç basamaklı plandan sapmamak gerekiyor: al sat değil sabırla pozisyon yönetimi. portföy yüzmesi grafiysa ruh acıyo bi tık diyorlar ya boşuna değil. acı da tecrübe de kaçınılmaz oluyor, önemli olan olmas da oynamamak.
  6. sabah kırmızı endeksi görüp fareye yapışan yatırımcının dramı bu. akşam borsa toparlanır, sen kenardan izlersin; bu yüzden panic saatlerinde arka planda oturan disiplin çoğu zaman kazanan taraf olur, stop seviyeni önceden belirle ki panik karar verme.
  7. kırmızı ekranda dayanamayıp sattım, aldığım hisse iki hafta sonra eski yerine döndü; o anda panik yapan ben değilmiş gibi bir de üstüne kendime kızdım, ders oldu.
  8. bir düşüşte ekranı kapattığım her seferde sonradan fiyatlar toparlanıp daha kötü bir maliyetle dönmek zorunda kaldım. bu tarz hatalarından ders çıkaran yatırımcı, panik yerine plana sarılıyor.
  9. endeksin düştüğü gün herkes 'dipsiz kuyu' diye tabana satarken ben de pozisyonu %60 kapatıp ertesi gün ancak %2 hisseyle gayret ediyordum; üstüne bir daha piyasaya girmek cesaret istiyor. o yüzden panik satışta kararımı oynaklığın ilk saatlerinde vermeyi bıraktım, ertesi günü beklemek iflasta yüzdeleri de kazandım.
  10. endeksin %3 düştüğü bir gün satıp bir hafta sonra toparlanınca oturup kendine küfür ediyorsun. halbuki portföyü sıkıştırınca kaynağı kurutmuyorsun, sadece pozisyonu hatalı yerde ambalajından çıkarmış oluyorsun; ana paradan zıplayıp itibarını kurtaramıyorsun. (bkz: stop loss)