• bugün (106)
  1. temettü hissesi seçerken sadece verime bakmak klasik bir acemi hatası. benim en çok baktığım şey şirketin temettüyü ne kadar süredir ve hangi düzenlilikte dağıttığı. bir de dağıttığı temettüyü borçla mı finanse ediyor, yoksa nakit akışından mı çıkarıyor, ona bakarım.

    özkaynak karlılığı, borçluluk oranı ve sektörün konjonktüre ne kadar duyarlı olduğu da masada olur. geçmişte yüksek verim görüp atladığım birkaç hissede temettü kesintisi yiyince öğrendim: verim tek başına aldatıcı, sürdürülebilirlik asıl mesele.
  2. temettü hissesi alırken ilk baktığım şey verim değil, ödeme istikrarı oluyor. son üç beş yılda kesintisiz ve artan biçimde temettü ödemiş şirketler benim için daha kıymetli, çünkü yüksek verim bazen fiyatın düşmesinden kaynaklanıyor ve bu genelde bir sorunun işareti. (bkz: temettü verimi)

    sonra temettü dağıtım oranı ve borçluluğa bakıyorum. karının tamdıbını dağıtan, borcu yüksek bir şirket ilk kötü çeyrekte temettüyü kesebilir. bir de sektör yapısını kontrol ediyorum; düzenli nakit akışı olan, krizde bile satışı düşmeyen işletmeler bana daha güvenli geliyor. geçmişte sırf yüksek verim görüp aldığım bir hissede bir sene sonra temettü yarıya inmşti, o acıyı hâlâ hatırlıyorum.
  3. öncelikle verim tek başına yeterli değil, dağıtımın sürdürülebilirliği ve şirketin borçluluğu daha kritik bence; bir de temettüyü hisse geri alımıyla destekleyenler var ki bu tarz temettü verimliliği uzun vadede daha tutarlı oluyor.
  4. ilk yıl başladığımda frekans-kupon oranı, yıldızı manyağı eden
  5. temettü verimi tek başına yeterli değil, dağıtım istikrarı ve şirketin borçluluk oranı daha önemli bence. sonraki adımda kâr marjına ve sektöre bakıyorum, her sene aynı hisseyi dağıtan ama iş modeli bozulan şirkette kalmak acı tecrübeyle öğrendiğim bir hata. yüksek verim bazen sadece fiyatın düştüğünü gösteriyor, portföyün temettü kısmında bunu ayırt etmek lazım.
  6. temettü verimi yüksek diye atlamamak lazım, önemli olan o temettüyü kaç yıldır kesintisiz ödediği ve borçluluğu. ben bir kez sırf verim %12 diye aldım, iki ay sonra temettüyü kesti, hisse de %30 düştü; acı tecrübe.
  7. temettü verimine bakıp yüksek orana tav oluyorum ama net temettü dağıtımını geç, enflasyona yenik düştüyse verim sadece kağıt süsü. karın istikrarı ürünün hikayesinden çok daha güvenilir.
  8. temettü verimi tek başına yanıltıcı; yüzde 15 verim genelde şirketin işleri bozuluyor demektir. dağıtım sürekliliğine, borçluluk oranına ve temettüyü nakit yaratıp yaratmadığına bakıyorum. bir dönem sadece verime odaklanıp iflas eden bir şirkete girdim, o günden beri çeyrek bilançoyu okumadan almıyorum.
  9. sadece yüksek temettü verimine bakıp hisse almak klasik bir tuzak, çünkü verim bazen fiyat düştüğü için yükseliyor. ben genelde temettüyü şirketin düzenli kârıyla ve nakit akışıyla birlikte okuyorum; kararlılık, borçluluk ve sektörün konjonktürü de en az oran kadar belirleyici. yani esas soru şu: bu temettü sürdürülebilir mi?
  10. önce temettü verimine bakıyorsun tabii ama tek başına yüksek verim aldatıcı olabiliyor. yüzde on beş verim görünce atlamamak lazım, çünkü bazen fiyat çok düştüğü için verim yüksek görünüyor, arkasında ciddi bir sorun yatıyor olabiliyor.

    (bkz: temettu verimliligi tuzagi)

    asıl bakılması gereken şey şirketin temettüyü kaç yıldır kesintisiz ödediği, dağıtım oranı ve serbest nakit akışı. bir de borçluluk seviyesi önemli; çok borçlu şirket bir gün temettüyü kesebiliyor. ben artık yüksek verim yerine istikrarlı, sürdürülebilir dağıtım yapan şirketlere öncelik veriyorum, acı deneyimlerden sonra öğrendim.