-
temettü hissesi seçerken ilk baktığım şey verim değil, ödeme istikrarı oluyor; yüzde on veren şirket bir sonraki sene kârını yatırıma ayırınca elde var sıfır kalıyor. benim kriterim son beş yılda kesilmemiş temettü, makul borçluluk ve dağıtım oranının kâra göre sürdürülebilir olması.
-
sadece yüksek verime değil, o temettüyü kaç yıldır kesintisiz dağıttığına ve borçluluk oranına bakmak lazım. ben ilk seçimimde karla yatırım yapıp bilanço güzelleştirirken devamlı temettü kesen bir şirketi kaçırdım, getiri gündemde yalan söyleyebiliyor.
-
temettü hissesi seçerken önce verim oranına bakıyor çoğu kişi ama tek başına yeterli değil. şirketin temettüyü kaç yıldır kesintisiz dağıttığı, dağıtım oranının (payout) sürdürülebilir olup olmadığı ve serbest nakit akışı asıl belirleyici. %20 verim vaat edip iki yıl sonra kesen şirket de gördük, %4 verip on yıldır istikrarlı artıran da.
borçluluk tarafını da es geçmemek lazım. borcu yüksek bir şirketin yüksek temettüsü çoğu zaman öz sermayeden çıkar, birkaç çeyrek sonra ya keser ya azaltır. sektör riski, büyüme potansiyeli ve dağıtımın enflasyona ne kadar direndiği de uzun vadede kritik.
-
sadece yüksek verime bakmak tuzak olabilir, çünkü verim yükcikse piyasa şirket hakkında bir şey fısıldıyor olabilir. benim için önemli olan temettü veriminin sürdürülebilirliği; borçluluk, serbest nakit akışı ve ödeme geçmişine bakmadan portföyü doldurmak çoğu zaman hüsran demek.
-
öncelikle şirketin temettü verimine değil, bu temettüyü kaç yıldır kesintisiz verdiğine bakın; tek seferlik yüksek verim tırtıklı bir tuzaktır. borçluluk oranı, net kar ve serbest nakit akışı sağlam değilse o tablo sadece bir dönemlik güzellik oluyor.
-
temettü hissesi seçerken sadece temettü verimine bakıp almak klasik bir acemilik. o yüksek verim, şirketin fiyatı düştüğü için öyle görünüyor olabilir. önemli olan temettüyü sürdürebilir mi, kar istikrarlı mı, borcu ne durumda. asıl soru, verme oranı sürdürülebilir mi; biraz da acı tecrübe konuşuyor burada.
-
temettü verimi yüksek diye atlamamak lazım, önce ödeme istikrarına bakıyorum. dağıtım oranı sürekli yüzde yüzlerdeyse şirket kârından değil borçtan dağıtıyor olabilir, birkaç sene bilanço okumak şart. ben bir kere sadece verime bakıp aldım, sonra temettü kesildi, iki sene bekledim zararı kapatmak için.
(bkz:
temettü verimi)
-
temettü hissesi seçerken sadece temettü verimine bakıp almak başlangıçta cazip geliyor ama zamanla insanı yanıltıyor. %15 verim görünce şirket batıyor mu diye sormak lazım, çünkü o verim genelde fiyat düşüşünden kaynaklanır, temettünün cömertliğinden değil.
benim baktığım kriterler: temettü ödeme geçmişi en az 5-10 yıl kesintisiz mi, dağıtım oranı sürdürülebilir mi, borçluluk ve nakit akışı sağlıklı mı, bir de şirket kârını enflasyona ezdirmeyip büyütebiliyor mu. hepsini birleştirince verim yüzdesinin tek başına bir anlamı kalmıyor. yüksek verim peşinde koşup sermayeyi eriten epey kişi tanıyorum.
-
temettü verimi yüksek diye balıklama atlamayın derim, ben ilk yılımda öyle yaptım ve verim tek başına hiçbir şey anlatmıyor. dağıtım istikrarı, borçluluk ve serbest nakit akışı üçlüsüne bakmadan alınan hissede temettü bir sonraki sene buharlaşabiliyor.
-
temettü verimine bakıp atlamak kolay da önemli olan o verimin sürdürülebilirliği; dağıtım oranı yüzde 80'lere dayanmışsa şirket ya borçlanıyordur ya da bir sonraki yıl ödemeyi kısacaktır. benim filtrem serbest nakit akışı, borçluluk ve en az beş yıllık istikrarlı ödeme geçmişi.