• bugün (94)
  1. temettü hissesi seçerken ilk baktığım şey geçmiş temettü verimliliği ama daha önemlisi istikrar. %10 verim veren bir hisse her yıl aynı oranda vermiyorsa o tablo aldatıcı oluyor, bir sonraki bilançoda temettü kesildiğinde elde sadece kağıt kalıyor.

    sonra dağıtım oranına ve şirketin borçluluğuna bakıyorum. kârının tamdıbını dağıtan, borcu yüksek bir şirket ilk sıkıntıda temettüyü keser. sektörün nakit akışı da önemli; perakende ve bankacılık bambaşka dinamikler. benim için aslolan temettünün sürdürülebilirliği, verimin tek başına yansıttığı kadar parlak olmuyor işin gerçeği.
  2. bence en önemli kriter verim değil, dağıtımın sürdürülebilirliği. ben ilk sene en yüksek verimi kovaladım, düzenli temettü veren bir şirketin ödemeyi kesmesiyle ertesi üç yılın getirisi gitti, hevesim de.
  3. temettü hissesi seçerken ilk baktığım şey verim değil, sürdürülebilirlik oluyor. yüzde on verim veren bir şirket bir sonraki yıl temettüyü kesince elinde temettüden çok düşen fiyat kalıyor, o acıyı çok yaşadım. önce ödeme oranına, sonra borçluluğa, sonra da şirketin kaç yıldır düzenli ödediğine bakıyorum.

    sadece verime bakmak bana göre klasik bir tuzak. temettü veren her hisse iyi şirket demek değil, kâr edemeyen şirket borçla temettü veriyorsa o verim satılıyor demektir. ben artık kârın, serbest nakit akışının ve sektörün konjonktürünün hepsine bakmadan almıyorum, yoksa portföy temettüyle değil bekleyişle besleniyor.
  4. benim kendime koyduğum ilk şart, temettüyü en az 5 yıl istikrarlı ve nakit olarak ödüyor olması.

    payout oranı %60'ın üzerindeyse ya geri dönüşüm ya da borç var demektir, uzak durma taraftarıyım.
  5. çoğumuz yüksek temettü verimine kanıyoruz ama aynı zamanda borçlu ve nakit akışı bozuk şirket verim verir; iş büyüdükçe mi, yoksa bilançoyu eriterek mi dağıtıyor sorusu orada önemli. kendi tecrübemde yılda bir baktığım hisseler, her ay kovalamaktan daha çok kazandırdı.
  6. temettü hissesi alacaksan önce şirketin sadece temettü veriyor olmasına değil, o temettüyü ne kadar sürdürebilir olduğuna bakman lazım. bazı şirketler bir sene kârını dağıtıp hava atıyor, ertesi sene bilanço bozulunca hem temettü kesiliyor hem hisse fiyatı çöküyor. benim baktığım üç dört şey var: temettü verimi, dağıtım oranı (payout), borçluluk ve şirketin geçmiş yıllardaki istikrarı.

    temettü verimi tek başına yeterli değil, yüzde ona yakın veren ama dağıtım oranı yüzde yüze dayanmış şirket sürdürülemez bir tablo çizer ve o verim aslında bir tehlike sinyalidir. bir de unutma, temettü aldığın gün hisse fiyatı o kadar düşer; yani eline nakit geçer ama portföyün toplamı aynı kalır. o yüzden temettüyü sadece "bedava para" olarak görmek yerine, uzun vadeli nakit akışı ve şirketin sağlamlığı üzerinden değerlendirmek daha mantıklı.
  7. temettü hissesi seçerken sadece yüksek verime bakmak klasik bir tuzak, zira verim bazen fiyat düştüğü için yükseliyor. benim baktığım ilk şey şirketin kaç yıldır kesintisiz ve artan oranda temettü dağıttığı, yani geçmiş istikrar. sonra dağıtım oranının sürdürülebilir olup olmadığına, borçluluk ve serbest nakit akışına bakıyorum. pandemi döneminde temettüsünü kesen iki şirketten birini hâlâ taşıyorum, portföyde kalmasının tek sebebi borcunun azalması.

    bu tarz
    temettü verimi
  8. yüksek temettü verimi tek başına yeterli değil, çünkü o oran bazen düşen fiyattan şişiyor. temettüyü sürdürülebilir kılacak şey şirketin nakit akışı ve borçluluğu, benim önceliğim art arda yıllar boyunca düzenli ödeme yapmış olması. dağıtım oranı çok yükcikse de dikkat, bazen şirket yatırım yapmayıp kısa vadede kâr dağıtıyor olabilir. sektör çeşitliliğini de atlamamak lazım, hepsi banka ve enerji olursa portföy tek bir rüzgârda savruluyor. kendi hatam şuydu: verim tablosuna bakıp bilanço okumadan aldım, hesabın acısını bir sonraki yıl gördüm.
  9. insanın aklına ilk gelen 'en çok veren hisseyi alırım' oluyor, gerçekten yaşadığı da bu. temettü verimi yüksek diye düşen hisseyi almak her zaman işe yaramıyor, çünkü esas olan dağıtım sürekliliği ve bilançoda kâr kalıyor mu bu kontrol edilmeli. şirketin borcu çok ve kârın tamdıbını dağıtıyorsa bir sonraki yıl temettü kesintiye uğrayabiliyor.

    geçmiş beş yıllık dağıtım tablosunu hızlıca inceleyip şirketin hangi dönemde destek verip hangi dönemde ara verdiğini görmek lazım. ayrıca genel sektör konjonktürü belirleyici; bankalar, hızlı tüketim ve enerji şirketlerinin temettü karakterleri birbirinden farklı. bölünmede fiyat düşer, yine toplam getiriyi kollamak lazım, yoksa elinde sadece vergi ve komisyon kalıyor.
  10. sadece yüksek temettü verimine bakmak tuzağa açılan kapı; sürdürülebilir dağıtım için şirketin istikrarlı kârı, güçlü nakit akışı ve makul borçluluğu beraber okunmalı.

    ben düzenli temettü veren, sektöründe yerleşik ama fiyatı abartılmamış şirketleri tarıyorum; tek çeyreğin rekor kârı cazip görünse de tarihsel ortalamaya bakmadan girmemek lazım.