-
uzun vadelinin en zor kısmı analiz değil, sabır. alırken kolay olan şeyi taşımak psikolojik olarak yıpratıcı olduğu için insanlar genelde en kötü anda bozuyor pozisyonu. ben de ilk yıllarımda iki defa tam bu yüzden gereksiz zarar yazdım.
bence çözüm, geleceği tahmin etmeye çalışmak yerine düzenli alım ve portföyün belirli bir kısmıyla oynamak. sabır = pasif beklemek değil, plana bağlı kalmak.
-
sabır bu işin en zor ve en çok küçümsenen kısmı. grafikte hem iyi hem kötü dönemler olur; asıl fark portföyü sattırmadan tutabilmekte. endeks düşerken panik satışı yapan çoğu kişi çift haneli kayıp yazar.
sabır mekanik bir süreç olabilir: düzenli altın ve temettü hissesine ayırıp her ay almayı sürdürdüğünde fiyatına bakmadan da birikiyor. dayanmayacaksan yemin ettiğin vadeyi uzat, bir kısım acı tecrübeden öğrenilir.
-
uzun vade lafta herkesin planı, uygulamada neredeyse kimsenin sabrı yok. iki gün kırmızı görünce telefonu eline alıp sat tuşuna basan adamın portföyü ortalama on yıl boyunca yerinde sayıyor. oysa uzun vadenin tek sırrı var: zamanla arkadaş olmak, ekrana her gün bakmamak.
endeksin tarihine bakınca kısa vadede incin görünen çizgi, on yıllık pencerede yukarı eğimli. temettü yeniden yatırıldığında bileşik etki dedikleri şey devreye giriyor. ben kendi hesabımda en çok kazandığım pozisyonun, sattığım pozisyon değil hiç dokunmadığım pozisyon olduğunu gördüm. vakti olan kazanıyor aslında, sadece beklemeyi bilmen gerekiyor.
-
sabır kavramı aslında hisseyi unutmak demek değil, her gün fiyata bakıp panik yapmamak demek. portföyü ayda bir gözden geçirmek uzun vadede günlük takip etmekten daha iyi sonuç veriyor bu bende tecrübeyle sabit.
(bkz:
uzun vade)
-
temettü hissesini al got ve tobo formasyonu oynayan arkadaşlarımın ortak kaderi üç ay sonra sıkılıp satmak oluyor; sabır maalesef temel analizden bile daha zor öğreniliyor. portföyün büyük çoğunluğunu endeks fonu yapıp ekranı kapatmak en romantik olmayan ama en çok kazandıran davranış oluyor.
-
iki haftadan fazla aynı kağıdı tutamayan birine uzun vadeyi anlatmak zor, çünkü kısa vadede ödül hemen görünür bir puan gibi; uzun vadede ödül sessizce geliyor ve o sessizlik en zor kısım. başlangıçta temettü, geri alım, temettü gibi ara adımlar yoksa bilanço kâğıdı ile gram altın aynı sabrı istiyor.
bir yöntem: her satırlı pozisyonu almadan önce ne kadar süre bozmayacağını yazmak. maliyeti üç kat yapsa ve satmak istesen de yazdığına bakıyorsun. ben bu alışkanlığı kazandıktan sonra yatırım günlüğü tutar oldum; on iki ay sonra dönüp okumak bile hataları nasıl görüyor onu öğreniyorsun. uzun vade sabır, kesin sinyal değil; o çok beklenen moral perdesi oluyor.
-
sabır kelimesi kulağa çok kolay geliyor, ta ki portföyün iki ayda yüzde yirmi eksiyi görene kadar. asıl mesele düşerken alabilmek değil, düşerken panikleyip satmamak; çünkü gerçek getiriyi genelde ekrana en az bakanlar topluyor. ben temettü hisselerinde üç yıl bekledim, ilk yıl moral bozucuydu ama sonraki iki yıl hesap kendini topladı. uzun vade bir strateji değil, biraz da karakter meselesi; sabrı olmayan için en iyi plan bile kağıt üstünde kalıyor.
-
bunu yazarken geçen yıl sattığım kağıda bakıyorum, o gün sıkılıp çıkmışım, son 3 ayda yüzde 60 yapmış. sabır teoride kolay, pratikte bildiğin psikolojik savaş. temettü veren ve maliyeti düşük endeks fonlarında takvim tutmak elimi rahatlatıyor; ekrana her gün bakmak portföyün en büyük düşmanı. vade uzadıkça oynaklık korkutucu olmaktan çıkıyor, gürültü azalıyor.
-
herkes 'aldım unuttum' diyor ama hesap ekranı günde üç kez açılıyorsa o sabır değil, dijital bekleyiş. mesele düşüşte satmamak değil sadece, yükselişte de gereksiz işlem yapmamak.
-
portföyü ilk kurduğumda her hafta ekranı yeniliyordum, iki yıl sonra ne aldığımı bile hatırlamıyordum. sonunda anladım ki mesele doğru hisseyi seçmek değil, onu elde tutabilmek.
bu tarz bir disiplin kısa vadeli heyecandan çok daha fazla getiriyor. sabır lafını duyunca sıkılıyorum ama kendi geçmişim bunu kanıtlıyor.