• bugün (86)
  1. her yıl aralık ayında bir umut, ocak ayında bir hayal kırıklığı döngüsü. zam geliyor ama market raflarındaki etiketler o zammı neredeyse haftalar öncesinden yansıtmaya başlamış oluyor bile. kağıt üstünde alınan ücret artıyor, sepete giren ürün aynı kalıyor, hatta bazen azalıyor. burada dikkat edilmesi gereken rakam değil, o rakamla ne kadar doyabildiğin.

    enflasyon muhasebesini bir kenara bırakıp sadece asgari ücretin nominal artışına bakmak, buzdağının su üstünde kalan kısmına bakmak gibi. alım gücü asgari ücret artışı, kafada netleşmediği sürece her sene aynı bahar havasına girip sonra aynı hüsranı yaşamak kaçınılmaz. kısa vadede tartı doğru göstermiyor, deneyim meselesi.
  2. zam gelince herkes seviniyor ama sepet enflasyonu ücret artışını yer bitirir, ben hesabımda maaşı direkt gram altına çevirip o ay ne kadar satın alabiliyorum diye bakıyorum. tablo her zaman moral verici değil ama en azından yanılsamıyorum.

    (bkz: satın alma gücü)
  3. zam geldiği ay herkes seviniyor ama markete girince o sevinç hızla yerini şaşkınlığa bırakıyor, çünkü zam sonrası fiyatlar hemen ayarlanıyor. ücretlinin enflasyona göre gerçek kazancı çoğu kez yerinde sayıyor, hatta geriye gidiyor; rakam büyüse de sepete giren ürün azalıyor.