• bugün (92)
  1. fon almak kolay, kafan rahat ama yönetim ücreti uzun vadede ciddi tırtıklıyor, hisse seçmek ise zaman ve mide istiyor. kendi deneyimim: portföyün yarısını fonla rahatlatıp kalanını hisseyle oynamak en dengeli yol gibi görünüyor.
  2. birinin diğerine sadaka olmadığ ı, birinin de diğerine mezar olmadığı iki enstrüman. tek hissede yoğunlaşmak analiz yapma imkanı sunar ama hoş bir hikaye bozulduğunda hesap erimesi de genellikle derin oluyor. fonun avantajı onlarca hisseye bölerek ve otomatik yönetimle dans etmesi; dezavantajı yönetim ücretinin gizli ve uzun vadede sessiz törpü etkisi. benzer bilgi düzeyine sahip gişe için tüm nakiti tek başına riske atmak yönetilebilirlik açısından pahalıya patlıyor, kendi çalışmasını seven değişir.
  3. bu sorunun cevabı kişinin risk iştahına, bilgisine ve ayıracağı zamana göre değişir. fon tarafında yönetim ücreti var ama çeşitlendirme hazır geliyor, hele türkiye'de bist 30 dışına çıkmak istemeyen için bir nevi filtre görevi görüyor.

    hisse tarafında ise istediğin şirketi, istediğin ağırlıkta alırsın, gerçek kontrol sende olur. ama bilanço okumak, sektör takip etmek, kötü haber geldiğinde kafa tutabilmek lazım. ben portföyün yarısını fonlarda tutup yarısıyla kendi seçimlerimi yapıyorum, çünkü tek başına hisse seçmeye kalkışınca araştırmaya yetişemiyorum ve kuyruğunu kaçırmış oluyorum.
  4. bu soruyu soran çoğu kişi aslında cevabını biliyor, sadece onay arıyor. fonun avantajı çeşitlendirme ve zaman kazandırması, hissenin avantajı ise kontrolün sende olması ve genelde daha yüksek potansiyel ama bir o kadar da yüksek dalgalanma. tek bir hisseye giren biri kötü bir çeyrekte portföyünün yarısını kaybedebiliyor.

    (bkz: risk dağılımı)

    benim yaklaşımım şu: aktif olarak takip edecek vaktin ve mide varsa hisse, yoksa fon. ama burada en büyük tuzak, fonu seçip kurumsal bir kurtarıcı beklemek; çünkü fon da sonuçta yönetiliyor ve yanlış seçim senin sorumluluğunda kalıyor. kesin bir cevap yok, pozisyon büyüklüğü ve sabır belirliyor sonucu.