• bugün (83)
  1. son bir senedir mevduat faizi enflasyonun bir tık üstünde kaldı, bu da klasik "reel getiri" muhabbetini tekrar alevlendirdi. ama kağıt üzerindeki o pozitif reel faiz, mutfakta hissedilen enflasyonla pek örtüşmüyor; resmi tüfe başka, market fişi başka konuşuyor. mevduatçı iki ucu keskin bir hesabın ortasında duruyor: parası erimiyor ama zenginleşiyor da değil.

    faizin tepesi döndüğünde faiz düşer, enflasyon yapışkan kalırsa ortada kalırsın. geçen sene "yüksek faiz banka", bu sene "faiz indi" derdi. kısacası mevduat güvenli liman ama limanda beklerken sular yükseliyor.
  2. her ay bankadan gelen mesajla bir umutlanıyoruz, sonra markete gidince o umut buharlaşıyor. hesap basit: %45 faiz, %50 enflasyon diyelim, reel getiri yine eksi. nominal olarak param artıyor ama alım gücü eriyor, buna türkçede "idare ediyoruz" deniyor.

    bir dönem mevduat enflasyonun üstündeydi, o günleri özlemle anıyoruz. ama faiz geliri beyan edildiğinde stopaj, vergi dilimi derken net getiri bir tık daha düşüyor. bu tarz hesaplara oturup detaylı bakınca insan "ben aslında ne kazanıyorum" diye soruyor kendine. kısa vadede park edilecek yer olabilir ama uzun vadede tek başına mevduat, enflasyon karşısında nal topluyor.