teoride herkes on yıl beklemeye razı, pratikte hesap kırmızıya dönünce üçüncü ayda satıyor millet. getirinin bileşik etkisi asıl kötü günlerde cesareti koruyabilmekte ortaya çıkıyor, maliyet ortalaması düşürmek de disiplin istiyor. kendi adıma ertesi gün hesaba bakmayı bırakınca portföyümle ilişkim bir nebze düzeldi, ama yine de her düzeltmede ilk içimden geçen panik oluyor.
çünkü insan uzun vadeli düşünmek için tasarlanmamış gibi; ekranda her gün kırmızı bir endeks görünce özellikle de bir kısmını iyi kârdayken izleyince dayanmak gerçekten güç. üstack pek çok aracı kurum arayüzü anlık kârı zararı kalın harfle gösteriyor, bu da kâr realize etme ve panik satış refleksini dürtüyor. aslında yatırımını gerçekleştirdiğin şirketlerin bilançolarında kısa vadede bir şey değişmiyor, hisse fiyatı oynuyor sadece.
benim en büyük hatam elden çok çabuk çıkmak oldu, satmadan önce fiyatlar yüzde on düşen hisseyi kârdayken ama sinirden satıp ertesi ay kaybettiğim rahatsız miktarda param gitti. kendime çözüm olarak portföyden oynayan hesabı telefonumda bırakmadım; şu an fiyatlara daha az bakıyorum. yani sabır doğuştan gelen bir şey değil, sistemle kurala bağlanınca daha kolay gözüken bir şey bana kalırsa.