-
beyanname doldururken insanın kendisiyle yüzleşmesi kaçınılmaz oluyor; yıl içinde yediğin temettüleri, aldığın faizleri, yaptığın alım satım kârlarını satır satır yazarken aslında kendi portföy günlüğünü tutuyorsun.
ilk yıl en çok şu öğreniliyor: kayıt tutmayan yatırımcı, beyanname döneminde dakikalarca hesap makinesine bakıyor. ikinci yıl artık excel dosyası açılıyor, dekontlar klasöre giriyor. vergi beyannamesi, insanı deneyimden değil mecburiyetten disiplinli yapıyor.
-
bu işte en büyük öğreti şu: devlet senin düşünmeni beklemiyor, her şeyi standart kalemde kodluyor. beyanını kira mı, temettü mü, faiz mi diye ayrıştırmazsan yanlış matrah girişi kaçınılmaz oluyor. acemi zamanlarda benim başıma gelen buydu, sonra gelir idaresi sağ olsun fark ettirdi. beyannamede hata düzeltmek ayrı bir emek, büyük işletmelere danışman lazım, küçük yatırımcıya ise iyi bir excel yeter.
bir diğer ders: beyannaden önce erken başlamak bankacılıktan daha faydalı. aralık ayında hesabın sağını solunu toplamın; hangi gelir beyana girer hangi girmez, not almak. nihayetinde devlet kuşağı bırakmıyor, hazırlıksız yakalanmamak lazım.
-
bir kere beyannameye girenler fena okullaşıyor, çünkü kira gelirini 'beyan etmezsem ne olacak' diye soran bir varlık olduğunu öğreniyor. beyanname dolduraduranı iki kere daha nefret ediyor bu sisteme, beyanda geçemeyen kalemden neden sonra yandığını öğreniyor.
dinlenilmesi gereken şey beyannameyi ruhu altında bir sürü ayıklık başa geçirmek değil, zamanında kalemden ana inilti gidiyor. gıda faktörün bağlamlısı temettükısı sözlendama tatsız gibi galıyorsun derdi sonradan çıkar. en geç ertisinin borcu üzerine on katına birden bir dökmek popüler olmasın. işin özeti çalış hoca eşim kolay sevkim dert, muntazam durması sistemin hatay yok dibi temiz değyil. he ba belki tolgası (bilmiyorum) vergi dairesine.