-
yıllarca "düşerse düşsün, nasılsa döner" kafasıyla taşıdığım hisseler sayesinde zarar kes denilen şeyin ne kadar hayati olduğunu acı tecrübeyle öğrendim. portföyün yüzde yirmisi erirken bir noktada "bu kadarı yeter" deyip satmak, hisseyi sevdiğin ya da inandığın için tutmaktan çok daha zor. çünkü satmak bir itiraf aslında: yanlış yerden girmişim.
yeni öğrenmeye çalışıyorum, alırken tek bir emir vereceğime daha girmeden "ne kadar düşerse çıkarım" sorusunu kendime soruyorum artık. yüze 8 mi olur, 10 mu olur, pozisyona göre değişsin diyorum ama önemli olan rakamı önceden belirlemek; sonra şartlar bozuluyor ve ben hep "bir kademe daha beklerim" tuzağına düşüyorum. kural yoksa duygu var, duygu da cebe değil egoya çalışıyor.
-
ilk yıllar "nasılsa döner" diye bekleyip küçük zararı büyük zarara çevirdiğim çok oldu, paldır küldür inat ediyordum. seviyeyi önceden net belirleyip başka bir yere kaydırmayınca işler disipline giriyor. kötü günde insanın hesap yapma isteği pek kalmıyor, o yüzden kararı sakinken vermek gerekiyor.
-
zarar kes emrini öğrenmek yatırımdaki ilk gerçek derslerden biri; ne kadar erken öğrenirsen o kadar az sermaye kaybediyorsun. stop seviyesini önceden belirleyip ekrandan uzaklaşmak, duygusal kararların önüne geçiyor.