• bugün (91)
  1. her ayın başında 'bu sefer kenara üç bin atacağım' deyip ayın yirmisinde hesabı sıfır görmek klasikleşti bende, sonra fondaki parayı çekip 'ama bu acil durumdu' diye kendimi ikna ediyorum.

    ders oldu, artık maaş geldiği gün otomatik talimatla ayrı bir vadeli hesaba üç bin lira kayıyor, elle dokunmak nasıl olsa sıfır faiz olduğu için içimi pek kemirmiyor, buzdolabı motoru gidince yüzüm asılmıyor en azından.
  2. ben bunu 3 aylık giderden hesaplayıp kurayım dedim, işsizlik ihtimalini hiç yaşamamışım demek ki az geliyormuş hâlâ. zaten o parayı tutmak başlı başına disiplin işi, tatbekaya üşenince arkadaşa devrediyorsun bu tarz durumlarda. ayrı ayrı hesap açmanın da bir sınırı var.
  3. acil durum fonu oluşturma denemeleri serim otomatik ödemeyle başladı ama tutar yetersiz kalıyor. hesabı ayrı bir bankada tutmak birikimi götürüyordu, artık vadesiz kenarda tutuyorum, getiri derdi olmadan durması lasım. (bkz: likit fon ihtiyaci) bu fon erimesin diye harcamada ilk gözden çıkardığım şey kendisi oldu, hiç değişmiyor maalesef.
  4. her ay kenara üç beş atmaya çalışıyorum ama o para nedense hep bir yerden geri çıkıyor, ne zaman düzenli tasarruf etsem acil bir fatura patlıyor. en sonunda ayrı bir hesap açtım da cebimde duran para değil, bankada unuttuğum para birikiyor, tavsiyem bu: göz önünde tuttuğun acil durum fonu olmuyor.
  5. teoride 3-6 ay gider diyorlar, sahada ise o rakamın gerçekten kenarda durması ciddi bir sabır testi. ben ilk denemede parayı 'bir kez dokunmam' hedefiyle koydum ama araba arızası ve diş tedavisi bir arada gelince fonun yarısı kısa vadeli bir borç ödeyiverdi. ikinci denemede tutarı üç aylık giderime çektim ve nakit hesabı ayrı bir banka/hesap yaparak psikolojik bariyer oluşturdum. şu an öğrendiğim ders şu: fonun büyüklüğü önemli ama dokunulmama alışkanlığı daha önemli.
  6. her ay kenara üç beş atayım diyorum, altıncı ayın sonunda ya lastik ya dişçi çıkıyor, fon büyümeden eriyor.

    yine de vazgeçmeyip bu sefer gerçekten ayrı hesap açtım, bakalım dokunmadan durdurabilecek miyim. (bkz: acil durum fonu)
  7. kaç kere bu duvarı ördüm tam hatırlamıyorum, hepsinde sıfırla döndüm. kağıt üzerinde plan basit: üç ya da altı aylık temel gider kadar bir kenarda tutmak, hiç dokunmamak, gerekmedikçe harcamamak. ama ay sonunda para ovalanınca sırf bu seferlik diye dokunduğum oluyor ve depo boşalıyor. acımasız bir döngü.

    en son işe yarayan yöntem ayrı bir bankada, vadesiz mevduat yerine faizsiz getirili bir mevduat hesabıydı. ulaşıncaya kadar arı bir faizle boğuşmuyorsun, ama kullanması da kolay değil, boşla dolacağını dengelerken hesap boşalta biliyorsun. para senin gelenektir diyen yatırımcıya selam olsun, benimkisi günlük yaşamla on iki ayın defterini çıkarmakla geçiyor. dediğim gibi onu bitirmedim, onda bitmezdi ki, öylesi acil duruma delil sayılır belki de.
  8. üç aylık gideri ayır dediler de onu bir türlü soytarılık yapmadan ayıramadım. maaş gunu 'bu ay da şuna harcayayım' oluyor, sonunda otomatik talimatla ayrı bir vadeli hesaba para atıyorum. yoksa ana hesapta acil durum fonu değil, acil harcama bütçesi oluyor. hâlâ perfect olmadı ama en azından 'bu kart nusret bedeli' diyenlere karşı bir tamponum var artık.
  9. bu işi kaç kere başlatıp yarım bıraktığımı artık saymıyorum. her ay maaştan bir miktar ayırıyorum, sonra ya araba servisi ya diş tedavisi ya da beyaz eşya kaderime bakıyor ve fon sıfırlanıyor. sonunda pes etmedim, otomatik talimat kurup hesabı ayrı bir bankaya taşıdım. kartı yanımda taşımayınca insanın paraya dokunuşu azalıyor, açıkçası tavsiye ederim.

    (bkz: likidite)

    bu işin matematiği aslında basit, 3-6 aylık gideri kenarda tutmak gerçekten geceleri rahat uyutuyor. ne zaman bu bitene kadar masraflı yatırımlara bulaşmadım, o zaman sıfır açıkla kapandıraydım hesabı. deneyimle öğreniliyor, tavsiyem genç arkadaşlara kredi kartı borcundan önce bu kasayı doldurusunlar.
  10. her ay kenara koyarım diye başlıyorsun, ilk molden sonda plan uçuyor ama üç aya ulaşınca kendini bir tık daha güvende hissediyorsun.