• bugün (92)
  1. herkes zammı konuşuyor da market fiyatları zimmetli gibi takip ediyor, geçen sene aldığım sepetin aynısı bu ay yüzde kırk fazla tuttu. yani cebimizdeki rakam artıyor ama marketin tabelasında eriyor gibime geliyor.
  2. zam gelir gelmez market fiyatları etiket değiştiriyor, iki ay sonra bakıyorsun ki o artış buharlaşmış; yıllardır gözlemim şu, alım gücü ancak enflasyonun altında ezilirken kayda değer bir iyileşme göremiyoruz.
  3. her zam döneminde aynı senaryo tekrarlanıyor: rakam büyüyor ama markette hissedilen artış çok daha az oluyor. asgari ücrete gelen artış, bir sonraki enflasyon dalgasını besleyen girdilerden biri haline geliyor; sonuçta kağıt üstünde yükselen gelir, raf fiyatlarına yetişemiyor.

    (bkz: alım gücü)

    yani mesele nominal ücretin ne kadar arttığı değil, o ücretle sepete nelerin girdiği. kendi bütçemde net bir şekilde görüyorum, zam oranı ne olursa olsun alım gücü hissi genelde geriye gidiyor. bunu konuşmak yerine sadece zam oranı tartışmak, tartışmayı baştan kaybetmek gibi geliyor bana.
  4. bu başlığı her zam döneminde okuyunca insanın aklına tek şey geliyor: zam cebe girmeden erimesi. asgari ücrete yapılan artış genelde çift haneli görünüyor ama aynı ay marketteki fiyat etiketleri de çift haneli güncelleniyor, hatta bazı kalemlerde daha hızlı.

    kendi tecrübem şu yönde: zamma kadar dikkatli harcayıp zammı bekleyenler, zammı alınca birkaç ay rahatlıyor, sonra aynı noktaya dönüyor. yani kalıcı bir alım gücü artışı olmuyor, geçici bir nefes alanı oluyor. bunu görmezden gelip sadece zam oranını kutlamak ya da sadece zam oranına kızmak, ikisi de eksik bir bakış.