-
bes'i 2019'da başlattım, dolar bazında bakınca hâlâ zarardayım desem yeridir; yani kesin bir şey söylemek zor. devlet katkısı ve stopaj avantajı olmasa anaparayı enflasyona ezdirmek dışında bir işlev görmüyor bu sistem.
kısa vadede caydırıcı kesintiler var, uzun vadede ise getiriyi fon yönetimi belirliyor; o yüzden cepten fazla prim girip pasif yatırma alışkanlığı yerleşmediği sürece "işe yarıyor" demek için erken. 45 yaş sendromu ile birleşince hiç parmak basılası değil.
-
bes tarafında genel tartışma şu: devlet katkısı ve uzun vadede bileşik getiri mı daha önde, yoksa aynı parayı başka yerlerde değerlendirmek mi getirili. bence iş arkadaki getiriden çok varlık dağılımına ve fon masraflarına bakıyor; iyi yönetilen bir portföy uzun vadede reel olarak koruyabilir.
kendi deneyimimde 5 yıl üstü, en az 10 yıl gibi bir ufkar tutunca otomatik para biriktirme disiplini en az getiri kadar değerliydi. kötü tarafta ise nakde çevirme maliyeti ve kısmi çekiş koşulları işi bozuyor. yarar mı; kişiye göre değişir, kesin bir cevap arayanlar için değil, sabır hedefleyenler için evet.
-
yüzde 30 devlet katkısı kısa vadede enfiyi kovalasa da fonların kesinti saatleri bazen mide bulandırıyor.
gerçek hesap şu 10+ yıl çıkışta 56'dan 60'a dayanır ihtimalle anlamı değişecektir.
-
devlet katkısı cazip duruyor ama fon seçimini allah'a havale edince otuz yıl sonra ne bulacağını kimse garanti edemiyor. ara sıra hesap ekstresine bakıyorum, getiri enflasyonun gerisinde kalmış mı diye kendi kendime soruyorum.
-
on bir yıldır kesintisiz devam eden biri olarak söylemem, getiri fon seçimine yanlış bağlanırsa enflasyonu ekranın altında ancak seyrediyor ve devlet katkısı dolan parayı hapishaneye çeviriyor. ama işveren katkısı varsa üstüne düzenli üç bin atıldı mı uzun vadede ilk evin peşinatı çıkabiliyor, yeter ki kesintileri oku ve fonu yılda bir kontrol et.
-
bes'i on yıl boyunca sadece devlet katkısı için taşıyıp çıktım; sabırlı bir disiplinse işe yarıyor lakin yatırdığımız parayı ara sıra unutunca fon getirisi bazen enflasyonun altında kalıyor. haksız da sayılmaz doğru fon seçmediysen aracı, sen cepten eksik başlıyorsun, düzenli küçük katkı ise görece fena iş yapmıyor.
-
yıllardır bes ödeyip sonra "ya bu para pul oldu" diye sistemden çıkan çok tanıdığım oldu, ben de bir dönem kesinti oranlarına bakıp küfretmiştim. uzun vadede (10 yıl+) devlet katkısı ve fon getirisi birleşince fena olmuyor aslında, ama burada kilit nokta
portföyü kendi haline bırakmamak. (bkz:
bileşik getiri)
-
bes'in en büyük artısı devlet katkısı ve düzenli birikim disiplini; fakat gerçek getiriyi enflasyon ve fon yönetim giderleri belirliyor. ben de uzun vadeli hesabımda dönem dönem reel getirinin negatife düştüğünü gördüm, katkı payı güzel ama fon seçimi kötüyse o katkı eriyip gidiyor. kısacası araç işe yarıyor ama otomatik pilotta bırakınca değil.
-
bes'in ana faydasını iki sözcükle özetlemek gerekirse: vergi avantajı ve yapısal zorunlu biriktirme. maaşımdan kesildiğinde o para artık harcanmıyor, bu bana ait olanı korumak demek en azından. işveren katkısı ve %30'luk sınır vergi avantajı da kira kalemi gibi düzenli ay araştırma yapmaya gerek kalmadan bir istikrar sağlıyor. yalnızca fon seçimini bilmezsen bu avantaj fonua yeni masraflarla yeniyor, ana mesele katkıyı arttırmak değil fonun ve yöneticinin performansını görmek.
uzun vadede baktığımda bence yararlı, çünkü sistemi normal yatırımcıyı döviz ve borsa çalkantısında ayakta tutan kas disiplinine benziyor. tek başına 25-30 yıl boyunca para koyup erken bozarsan, cezası ve denk gelmeyen reel getiri yüzünden kırılabilirsin. değerlendirmek gerekirse, portföyün borsa agresif hisse ağırlıklı yürümeli; fonun gerçek getirisini enflasyon ve fon işletim gideri ile kıyaslayıp öyle yöntem belirlemek gerekiyor.
-
geriye dönüp bakınca her şey güzel getirili ama bes tablm/önce besli görüp savurganlığa değil kanaat etmeye bağlı: sistemin içinde kalıp fonu değişmeyen adam 15 yılda enflasyonun ancak belki dolar bazlı koruyabilmiş gibi duruyor. sonuçta bugünden kim 20 yıl bekleyecek diye ömür bitti, ama hedge olarak listeye ekleyip 'ben yırttım' patinajını atanlara da uyarı çakalım.