• bugün (73)
  1. sabah kalkar kalkmaz telefona sarılıp kura bakmayan yatırımcı kendini yatırımcı saymasın artık. ben bir dönem günde yirmi kere baktığımı bilirim, sonunda ne portföy büyüdü ne huzur kaldı. kur zaten senin baktığınla değil merkez bankasıyla, cari açıkla, global risk iştahıyla hareket ediyor. ekranı kapat, portföyüne dön, bu takıntı sadece elini tetikte tutar.
  2. sabah telefonu açar açmaz dolar kuru kontrol etmek, gün içinde de üç beş kere bakmak zamanla gerçek bir takıntıya dönüşüyor. ben de bir dönem her yükselişte panikleyip her düşüşte pişman oldum, sonra fark ettim ki kur benim ekranıma bakmıyor.
  3. sabahları ekranı açmadan kickboks kuşağı gibi kuru kontrol etmek ne işe yarıyor? dolar bugün 50 kuruş artmış, ben tl cinsinden maaşımı almışım, portföyümde de dolar bazlı varlık yok.

    bu takıntı, kişiler için tam bir zaman kaybı; döviz ne alacak ne satacak. enflasyonu da fena halde kötü hissettiriyor, çünkü kereste üreticisi de aynı kur gözlüğünü takmış. keşke gerçek üretken varlıklara ve endeks kârlılığına bu kadar kafa yorsak.
  4. sabah kalkar kalkmaz telefona sarılıp kuru kontrol etmek, gün içinde onlarca kez ekrana bakmak... bir noktadan sonra bu artık bilgi toplama değil, kaygı yönetme biçimi oluyor. yıllarca her yüzde birlik harekette alım-satım yapmayı denedim, sonunda gördüm ki takip sıklığım arttıkça getirim değil stresim katlandı. kuru bir kez izlemeye başlayınca beynin 'önlem al' sinyali veriyor ama çoğu zaman en iyi önlem kişinin kendi vadesine sadık kalması.
  5. bir dönem diye günde beş kereye kadar açıp baktığım başlık bu. bırak günlük, saatlik hareketleri not eden insanlar oldum, elde var sıfır kâr. çünkü ekran başında oturmak ne portföyümü büyüttü ne kurun yönünü bana söyledi, sadece dikkat motorumu bitirdi. zamanla öğrendim ki bu takıntı yavaş yavaş teşhis edildiğinde çözüm rakamlara bakmayı oran. açtıkça bakıp kaçıp da elde var sıfır. dişimi sıkıp listeden kaldırınca hem uykum düzeldi hem de portföyün uzun vadeli hikâye kısmına daha rahat bakmaya başladım.
  6. sabah alarmdan önce bile telefona bakıp ekranda yeşil mi kırmızı mı diye kontrol etme hali, insanın portföyündeki doların maliyetini unutturuyor zamanla. bir süre sonra alım satım yerine sadece izleyen bir izleyiciye dönüşünce, kur hareketlerinin aslında hayatını değil sadece kafanı meşgul ettiğini fark ediyorsun.
  7. sabah gözünü açar açmaz telefona sarılıp kura bakmakla başlıyor, gece yatmadan son kez yokluyorsun. gün içinde yüz kere yeniliyorsun sayfayı, sanki bir kuruş oynayınca portföyün uçacak. sonra fark ediyorsun ki bu takıntı hiçbir şeyi değiştirmiyor, sadece gününü yiyor. ben de bu bataklığa düştüm, kur 30'u geçince panikle eurobond bozup tl'de bekledim, iki hafta sonra kur aynı yerdeydi ama benim kafam kazan gibiydi.
  8. sabah kalkar kalkmaz ilk iş kura bakmak, gece yatmadan son bir kez daha kontrol etmek... bir süre sonra fark ettim ki portföyümü değil, kendi kaygımı takip ediyorum. merkez bankası kararı, cds, tahvil faizi derken işin ekonomi tarafı ayrı bir dünya ama ekrana yapışıp dakika başı bakan için o veri sadece stres kaynağı oluyor.
  9. sabah kalkar kalkmaz telefona sarılıp kura bakmakla başlayan, gün içinde on kere yenilenip hiçbir işlem yapılmadan biten bir döngü bu. kendimden biliyorum, iki yıl boyunca gece yarısı bile kuru kontrol ettim, sonuçta portföydeki hareket takip sıklığımla ters orantılıydı. kur zaten kaç lira olmuş diye bakıyorsan o parayla bir planın yok demektir, gerçek pozisyonu olan adam bakar ve çıkar. takıntıyı bıraktığımda fark ettim ki sadece stresim ve boş ekran sürem azaldı, tasarruf yine aynıydı.
  10. eskiden günde bir bakarım derken şimdi saat başı grafiğe bakıyorum. iş yerinde telefondan bak, gece tuvalete kalkınca bak. kur iki kuruş oynayınca kalbim ritim atıyor, portföyün büyük kısmı tl'de çünkü.

    sabah 10'da açıp akşam 6'da grafiği kapatınca bir rahatlık geliyor insana. bir zaman sonra şunu fark ettim: kur takip ediyorsun diye kur düşmüyor, sadece kendi baş ağrını dakikaya bölüyorsun. alarm kur, haftada bir bak, hayat öyle daha katlanılır.