• bugün (92)
  1. sabah gözlerini açar açmaz telefona sarılıp kurun kaç olduğuna bakma hali. sanki o beş dakikada portföyüne bir şey olacakmış gibi bir his. bildiğim kadarıyla bu alışkanlık insanı yormaktan başka bir işe yaramıyor, çünkü kur zaten sen bakmasan da hareket ediyor.

    bir dönem ben de günde yirmi kere kontrol ediyordum. sonra fark ettim ki takip ettiğim şey bilgi değil kaygıymış. bu tarz davranışa bütçe disiplini demek zor, daha çok kontrol illüzyonu. bu tarz takıntılar yatırımcının uzun vadeli planını bozar, sadece not aldım.
  2. üç yıl boyunca günde yirmi kere kur tablosunu yeniledim, bu bana ne portföyümü büyüttü ne de huzur verdi. kırmızı çizgiye yaklaşınca panikleyip yanlış zamanda bozduran hep aynı kişi: ben.
  3. gün içinde on kere kura bakmak benim için trafikte şerit değiştiren bir yolcuya dönüşmek gibi bir şey. kokladıkça artan kaygı ile hem grafiği hem kendimi yoruyorum. aslında portföyümdeki dolar pozisyonu uzun vadeli bir sigorta, fiyatını günlük takip etmek deprem sigortasını her sabah kontrol etmek gibi. bunu fark edince günde bir kez kritik seviyeyi göz ucuyla kolaçan etmeyi kendime kural ettim.
  4. gece yarısı kur ekranına bakmadan oturamaz oldum, o dördüncü ondalık bile uyku bozuyor. sanki bakınca düşecek, bakmayınca tavana vuracak gibi. çok acı çektirdi bana bu döviz manyaklığı, fırsat kaçırınca bide 'alsaydım bugün rehavet patronuydu' yapıp yediğim otuz çuval fitili anlatmayım.

    hâlâ tasarrufu dolar bileşenli tutuyorum ama gunlük kura takmaktan artık alışveriş mantığıyla ayrı işlemlere bakıyorum. bunun adı yatırım değil artık, hastalık doğal seyirsiz. tek yaptığım kendi kendimi yemek, onu bıraksam daha akıllıca olur büyük ihtimalle.
  5. gün içinde yirmi kere kur uygulamasını açıp bakmak ne kazandırıyor bilmiyorum ama takıntı haline gelince insan kontrol ediyor gibi hissetmek istiyor sanırım.

    portföyün dolar ağırlığı zaten yüzde otuz civarı, kalan kısmı buna çevirip maliyeti daha da yükseltmektense takip sıklığını haftada bire indirdim.
  6. dolar kuru takip takıntısının en tehlikeli yanı, insanın kendini ekonomist sanması. sabah kalkıp kura bakıyorsun, öğlen iş yerinde telefonu yeniliyorsun, akşam twitter'da grafik paylaşan hesaplar takip listen olmuş. bir türlü 'kaçtan aldım, hedefim ne' sorusuna odaklanamıyorsun, sadece iki haneli bir sayı döngüsünde kayboluyorsun. ben bu döngüde çok zaman kaybettim, sonuçta ne uyku kaldı ne iş verimi.

    sonra fark ettim ki asıl önemli olan doların kaç lira olduğu değil, senin o doları ne için tuttuğun. dövizde çeşitlendirme yaparken haftalık kur gürültüsüne değil, üç-altı aylık eğilime ve genel sepetine bakmak gerek. aksi halde kur her gün yükseliyor diye panik alım yapan da her sabit kaldığında 'çöktü' diye satan da zarar ediyor. değişmeyen tek şey, ekran başında geçirilen boşa giden zaman.
  7. sabah kalkıp ilk iş kur sayfasını yenilemek bir süre sonra bilgi değil tik haline geliyor; portföyünü kurla ölçen adam zaten hisse seçmiyordur.