-
bu soruya tek bir doğru cevap var gibi konuşulur ama bence yok, çünkü işin içine kredi faizi ve kira getirisi girince matematik kişiden kişiye değişiyor. aldığınız evin kirası, ödediğiniz kredi taksitini karşılamıyorsa orada aylık bir yük kalıyor; kirada oturup aradaki farkı düzenli yatırıma yönlendirmek de bir nevi aynı yükü portföye taşımak oluyor.
benim gözlemim şu: evin sağladığı şey sadece getiri değil, bir öngörülebilirlik. kirada oturmanın sağladığı şey ise esneklik. hangisinin daha değerli olduğu tamamen kaç yıl aynı yerde kalmayı planladığınıza bakıyor. bir de tabii kredi faizinin enflasyona karşı ne yaptığına. uzun vadede çoğu zaman hesabı ev lehine çeviriyor ama takvim uzadıkça esneklik kaybı da büyüyor.
-
kira ödemek 'para çöpe gidiyor' değil de nedense kimse faizle bankaya ödenen parayı konuşmuyor; iki tarafın da matematiği var, mesele hangisine sabredebileceğin. ben şahsen üç yılda iki kez fikir değiştirdim, hâlâ karar veremedim.
-
iki tarafın da haklı olduğu ama matematiğin acımasız olduğu bir ikilem. kira çarpanı 250'nin üstündeyse almak yerine kirada kalıp farkı endeks ya da faizde tutmak uzun vadede çoğu zaman öne geçiyor, yeter ki o farkı gerçekten yatırıma ayırasın; çoğumuz ayıramıyoruz ve kirayı öderken parayı da harcıyoruz.
-
yirmili yaşta hayalini kurduğum satır başı şuydu: ev alsam en azından kiram gitmez. otuzu devirdikten sonra öğrendim ki evin taksidi, işletme maliyetiyle beraber kiradan fazlaya dönebiliyor, üstüne bir de bakım ve borç riski geliyor. diğer taraf ise kirada kalıp kiralık parayı borsaya veya altına yatırma, getirisi yıllık yüzde on civarıysa kira artışının üstünde bile kalabilir ama garantisi yok. kararı ve maaş artış beklentisini netleştirmeden bu matbaada iki dilli de söylüyor: ev almak bir yuva, yatırım ise bir rakam. ben kendim ilk yolu seçtim ama uzun vadede dönüşümün garantisi yok, bunu her zaman ekliyorum.
-
kiradayken portföyü fonlayan biriyim, kredi taksiti versem bugün beşte biri aslında bankaya gidiyor. ama evin kira almama değeri var, gece taşınma derdi yok, çocuğun okulu yerinden oynamıyor; bunlar tablolarda görünmüyor. son iki yılda hissede iyi kalandan kötü kalanla oynayan çok oldu, bir de mutlak 'ev al'cilik var. benim görüşüm, ev almanın bir tür güvenlik ve tasarruf olduğu, yatırım aracı olarak ise aktörlük lisansımı düşürdüğü yönde.
-
denklem çok basit duruyor ama maalesef ortalıkta iki ayrı hikaye var: ev, bir sırt kabuğuna benziyor; borsa ise gaz alma kadar değişken, dolaplı gideri hesaba katmayanlar hş bir süre sonra kira zammı ile elde patlayan taksitle karşılaşıyor.
genele bakarsam kirada kalıp ödemeyi uzun vadeye yayanlar daha esnek, borç kürek omuzlara ağır olduğunda özgürlük de hakikaten ufak bir kutu, çoğu zaman bir sigortası olsa belki para konuşmakla çubuğu tutmak arasındaki fark anlarsın.
-
oturmak için alınan ev başka bir şey, yatırım için alınan ev bambaşka bir şey; maalesef çoğumuz bu ikisini birbirine karıştırıyoruz. oturduğun evin vergisi, aidatı, tadilat masrafı ve fırsat maliyeti toplandığında kağıt üstünde hesap bazen kirada kalıp parayı mevduatta, bist'te veya bir fonda çevirmenin altına düşüyor. kendi adıma kafam daha rahat dersem yalan olmaz, çünkü kapı benim. deprem riski, sit ile arsa payı vb derken de başka sorunlar çıkmıyor değil ama duygusal taraf hesabı değiştiriyor.
-
kirada oturup parayı fon ve hissede değerlendirmek, ev almanın getirisini uzun vadede yenebilir ama bunun için disiplinli kalmak şart. ev almanın gizli maliyeti aidat, tapu, kredi faizi derken hesabı ciddi şişiriyor; diğer yanda kira artışlarını ve taşınma stresini de yok sayamazsın. ben bir kez 'kirada kalayım' deyip o parayı markette erittim, o yüzden ikinci denemede otomatik talimat kurdurdum.