-
hesapta faiz gideri sabit ve kesin, getiri ise tamamen belirsiz; aradaki bu asimetriyi unutunca işler çirkinleşiyor. ben bir kez denedim, endeks o dönem yatay kalınca hem faizi hem stresi sırtlamıştım, krediyle yatırımı ancak çok sağlam nakit akışı olan biri kaldırabilir.
-
kredi faiziyle yatırım getirisini yan yana koyunca çoğu zaman tablo acı verici oluyor. mesela bugün ihtiyaç kredisi aylık %3,5 civarındaysa yıllık maliyet %40'ı aşar; borsa istanbul'da uzun vadeli ortalama getiri bunu karşılamaya çalışırken kaldıraç etkisiyle psikoloji de bozulur. yani hesap tutsa bile uyku tutmuyor.
bir de vade uyuşmazlığı meselesi var: 36 ay taksit öderken portföyün 36 ay sonunda artıda olacağının garantisi yok. kredi taksiti her ay düzenli gelirken getiri dalgalı olduğu için nakit akışı sıkışınca panik satışı geliyor. ben şahsen bankanın parasıyla pozisyon taşımayı denedim, ilk düzeltmede stopladım; ders oldu, kendi parasıyla sindire sindire yatırım yapmak daha huzurlu.
-
hesap kağıt üzerinde güzel duruyor ama faiz gideri her ay net getiriden düşünce o hoş fark bir anda eriyor; kaldıraçla macera arayanların çoğu vade sonunda sadece bankaya çalışmış oluyor.
-
bunu yapan tanıdıklarımın hepsi aynı yerden vuruldu: faiz gideri sabit, getiri ise hiç garanti değil. piyasa yatay seyretse bile kredi taksidi her ay ödendiği için mecburi bir negatif nakit akışı doğuyor. kaldıraç gibi görünüyor ama vade kısa olunca pozisyonu taşıyamıyorsun
bu tarz riskler genelde hesapta yapılmıyor. ben denedim, faiz ve getiri farkı portföyü kemirdi, ders oldu.
-
bunu bir kez yaptım, faiz oranı ile mevduat arasında al-kar farkı vardı da didik didik hesapladım diye girdim, sonra vakti gelince hayatın bir sürprizi çıktı ve para elde patladı. o gün öğrendiğim şu: kredi faizi kesin bir yükümlülük, yatırımin getirisi ise temenni. kaldıraçla terste kalmak kadar hesap etaplarını da atlamamak lazım, körü körüne alınacak bir iş değil.
-
kredi faiziyle yatırımın getirisini aynı kefeye koymadan girişilen iş; çoğu zaman vadeli mevduat faiziyle arasındaki makas insanı üzer. acı tecrübeyle öğrendim, kaldıraç sadece borsada değil krediyle de gelir ve hesabı eritir.
-
kredi faiziyle yatırımın getirisini yan yana koyunca çoğu zaman aradaki fark negatif çıkıyor, hele vade uzunsa. ben bunu bir kere denedim, aylık taksit baskısı portföyü erken bozdurdu, sonuçta zararı faiziyle birlikte ödedim.
-
faiz %50'lerdeyken kredi çekip borsaya girmek matematiksel olarak baştan kaybetmek gibi; kaldıraç hem kazancı hem zararı aynı hızla büyütüyor, geçen yıl deneyen bir arkadaşım taksitleri maaştan ödemeye devam ediyor. bedava para sanılan şey çoğu zaman geleceğin nakit akışını rehin vermek.
-
bunu yapan tanıdıklarımın ortak özelliği, getiriyi hesaplarken faizi unutmaları. aylık %4-5 maliyetli bir krediyi yıllık %30 getiriyle kıyaslayınca matematik tutmuyor ama insan kendini kandırmayı seviyor.
bir de vade uyumsuzluğu var; kredi taksiti her ay düzenli gelirken yatırımın getirisi dalgalı. portföy eksiye düştüğünde taksit ödemek zorunda kalmak, kaldıraçla yakalanan en klasik hata.
risk yönetimi diye bir şey var, hatırlatayım.
-
bunu deneyen çok gördüm ve çoğu faiz giderini getiriyle kapatamadan döndü, çünkü piyasanın yönü kredinin taksit tarihinde belli olmuyor. açıkçası kaldıraçlı bir hayal olarak kalıyor çoğu portföyde.