-
bir sabah endeks kırmızıyken dayanamayıp hepsini sattım, öğleden sonra toparladı. o gün öğrendim ki panik satışı, alırken yaptığım hatanın cezasını ikiye katlıyor. stop koymadan girmek de, stop koyup panikleyip ihlal etmek de aynı sona çıkıyor ne yazık ki.
-
portföyümün yarısını bir sabah kırmızı ekranda görünce hepsini satan bendim, öğleden sonra aynı kağıtlar yeşile döndü. klasik yatırımcı refleksi: en kötü anda en dibinden satıp trendi tepeden kaçırmak. sonra oturup fark ettim ki ben karar değil korku yönetmiştim.
bu tarz acı tecrübeler insana bir şey öğretiyor: panik yapmadan önce planı ve stop'u gözden geçirmek. ama ders her zaman ilk seferde alınmıyor, bunu da belirtmek lazım.
-
tanıdık geldi değil mi? ekran kırmızıya dönüyor, twitter'da 'dibi gördü' başlıkları dolaşıyor, aman telefondan bakınca bir ter basıyor kendini 'hamle yapmalım' dürtüsünden alıkoyamıyor insan. sattıktan iki gün sonra endeks toparlıyor, aldığın hisse fersah fersah yukarı gidiyor, sen telefonu duvara vurma seansına katılıyorsun.
bunun panzehiri mizaç okuması: oynaklığı dayanabildiğin kadar hissede durmak, telaşlı günlerde alım için hesap hareketini önceden kısıtlamak hatta ortada okurken 'ben bu satırları zaten hisse senedinin ani çöküp toparlanmaya mustatil annmda biriyim, bu vakadan değil' deyip şapkayı ön eğmek yeğdir diyor hatıralar farbatı içinde serpilirken uyandım lan.
-
her yatırımcının bir kere yaşadığı, ama bir kere yaşayınca ders olması gereken durum. endeks yüzde beş düşer, haberler karamsarlaşır, sen de 'daha kötü olmadan çıkayım' dersin; satış gelir, sonra iki hafta içinde fiyat geri yukarı gider ve sen malı sattığın yerde alamazsın. sepetin maliyeti artık eskisinden daha yüksek.
buradaki hata piyasayı okumak değil, kendi duygularını piyasayla karıştırmak. satmadan önce 'neden aldım' sorusuna cevap veremiyorsan zaten o pozisyon yatırım değil bahisten ibaret. ben genelde bir plan yazıp kenara yapıştırıyorum; panik dalgası geldiğinde grafiğe değil o plana bakıyorum. %100 işe yaradı mı, hayır, ama en azından bazı panik satışlarını engelledi.
-
korona krizinin ilk günlerinde panikleyip portföyün yarısını boşalttım, satış yaptığım tabanın üzerine üç ay içinde yüzde 40 geldi. o günden beri ders aldım, artık düşüş başlayınca elimdeki pozisyonu gözden geçirip maliyetime bakıyorum, otomatik satış koymuyorum. hatta pişmanlığı geçtim, şimdi o sabırsızlığı hatırlatması için o hesap ekstresini saklıyorum. yatırımda en büyük düşman kişinin kendi korkusu oluyor, bunu o dönem acı bir şekilde öğrendim.
-
kırmızı mumları üst üste görünce dayanamayıp zararına çıktım, ertesi hafta pozisyon yeşile döndü. klasik.
stopajını da ödedim, hem paranı hem itibarını kaybettin denilebilir. plan yoksa grafik seni yönetiyor, bunu o gün öğrendim.
-
endeks %10 düşerken ekranı kapatmak yerine satış tuşuna basan bizdik, sonraki ay toparlanmayı izleyip kafayı duvara vuran yine biz olduk. şu tecrübeyi not düşüyorum: düşüşte satmak, borsanın en pahalı derslerinden biri ve bu dersin tekrarlanmaması için satışı bir kurala bağlamak şart.
-
o kırmızı mumu görüp zararına satmak kolay, sonra yeşile dönünce kafayı duvara vurmak daha kolay. bunu bir kez yaşayınca insan öğreniyor: korkuyla verilen karar, genelde portföyün en pahalı kararı oluyor. (bkz:
zarar kes emri nasıl kullanılır)
-
sabah kırmızı barlarla açılan ekranda maliyeti düşünden bir günde tüm hisseyi zararkes verip satan arkadaşlar, akşam kapanışa doğru aynı hissenin artıya geçtiğini gördüğünde meselenin pişmanlık olduğunu da öğreniyor. herkesin pikniği farklıdır ama ben bu tür durumlarda 'kesinlikle dip' diye bir şey olmadığını, dip kırmızısı denen rengin siz satana kadar sürdüğünü not düşerim. bu travmayı yaşamam dahi portföyün atıl duran yarısının maliyeti düşük diye tutulup aslında panikte satılmaması gerektiğini söyler sadece fikrim bu.
nezaketen bir filtre koymak isteyenler için de negatif haber sonrası ilk 15 dakika otomatik alım yasağı benzeri bir şey her portföye iyi gelir.
-
kırmızı ekranda parmağımın tuşa gitmesiyle pişmanlığımın başlaması bir oluyor, klasik. bir sabah bütün portföyü eksiye çevirip sattım, üç gün sonra aynı hisseler yüzde on iki yukarıdaydı. o günden sonra kuralı koydum: işlem yapmak için kafamda bir seviye ve bir süre yoksa telefonu elime almıyorum. panik satışı genelde bilgi eksikliğinden değil, ekranı çok sık açmaktan geliyor.