• bugün (96)
  1. sadece yüksek verim oranına bakmak yetmiyor, sürdürülebilirlik ve kâr marjı içınştirilemiyor; bedelsiz mi temettü mü karıştırıp her yıl düzenli ödeme yapan şirketleri es geçmek acemi hatası, ben de yaptım.
  2. temettü verimi tek başına hiçbir şey anlatmıyor, ben artık önce karın sürdürülebilirliğine ve temettünün kaç yıldır kesintisiz ödendiğine bakıyorum; yoksa yüzde 12 verim gösterip ertesi sene ödemeyi kesen şirketlerle bir kez yandım, ders oldu.
  3. insanların çoğu temettü hissesini yüksek verim diye bakıyor; kupon verimliliği tek başına tuzak olabilir. ben temettü verimliliği bir sap geldiği zaman onun sürdürülebilir olup olmadığına bakıyorum: kâr bugüne kadar, dağıtılan kâr büyükse hisseye temettü dağıtmak için borçlanmaya başlıyorsan hikâyenin sonu yakın demektir. temettü kararlılığı daha önemli, bir şirketin 10 yıldır artırarak dağıttığını görmek manşet verimden daha değerli. benim tarzım hiç olmayan mod: en yüksek verim cazibesine atılıyorsun, iki ay sonra temettü yarıya iniyor ve hisse geri dönmüyor. geride bir dead weight kalıyor. ayrıca şirketin serbest nakit akışı, çalışma sermayesi üretkenliği gibi kalemler de lazım, sadece pay da verilen temettüyle bakamam. bir hisseyi en son kimin kesinde nakit olduğundan mutlu olduğu belli adı biliyorsan almak bence hâlâ serin.
  4. herkes ilk önce temettü verimine bakıyor ama tek başına hiçbir şey anlatmıyor o rakam. şirketin istikrainı, borçluluğunu ve temettüyü kaç yıldır sürdürdüğünü de karıştırmak lazım hesaba. çok yüksek verim görüp atlayanlar, çoğu zaman temettü getirisinin yanında fiyat düşüşünü de yanına alıyor. ben artık bakarken 'bu temettü sürdürülebilir mi' diye soruyorum, sonra kenara çekiliyorum.
  5. sadece yüksek verimliliğe bakıp girmek klasik hata, çünkü verim bazen fiyat düştüğü için yükseliyor. ben artık önce kârın sürdürülebilirliğine, borçluluk oranına ve geçmişte temettüyü kesip kesmediğine bakıyorum, kötü bir tecrübeden sonra öğrendim.
  6. ilk baktığım şey yüksek verim değil verimliliğin sürdürülebilirliği, çünkü hisse başına iki yıl yüksek temettü verip üçüncü yıl kesen şirket bolca var. borçluluk, serbest nakit akışı ve yıllardır ödeme düzenini bozmamış yönetim profili; verim kağıt üzerinde şık dursa da cebime giren nakit kadar konuşmuyor maalesef.
  7. temettü verimi tek başına yanıltıcı, uzun vadeli istikrar için şirketin serbest nakit akışı ve ödeme geçmişi daha önemli.

    bir de dağıtım oranına bakmak lazım; kârının tamdıbını dağıtan şirketin yatırıma ayıracak parası kalmaz, bu da yarını kurtarmaz.
  8. temettü verimi tek başına bir şey anlatmıyor, önemli olan o verimin sürdürülebilirliği; dağıtım oranı yüzde 90'sa bir sonraki yıl temettü kesilebilir, bunu acı tecrübeyle öğrendim. borçluluk, serbest nakit akışı ve geçmiş yıllardaki ödeme istikrarı benim için verimden önce geliyor artık.
  9. temettü verimine tek başına bakıp atlamak klasik hata, ben de yedim o tokadı. önemli olan verimin sürdürülebilirliği, yani şirketin dağıttığı kârın faaliyet kârından gelip gelmediği ve borçluluk oranının kontrolde olması. temettü verimi yüksek diye aldığım kağıdın bir sonraki yıl dağıtımı kesmesiyle anladım ki geçmiş dağıtım geçmişi, sektörün döngüselliği ve favök marjı verimden daha çok konuşuyor.
  10. öncelikle temettü veriminin ne kadar sürdürülebilir olduğuna bakıyorum, yüzde 15 verim tek başına aldatıcı olabiliyor. şirketin dağıtım oranı ve nakit akışı stabilliği benim için daha kritik. bir de borçluluk tarafına bakmadan olmaz; yüksek kaldıraçla temettü dağıtan şirkette işler ters gidince önce temettü kesiliyor. geçmiş beş yıllık temettü takvimini de ortalamadan incelemek lazım, bir kere verip sonra unutanlar var.