• bugün (95)
  1. acil durum fonu meselesini herkes biliyor da uygulaması ayrı bir dert. maaş yatar, ben 'bu ay kenara üç bin atacağım' diye kendime söz veririm, sonra ayın on beşinde bir bakmışım hesapta yine aynı hikaye. sözde üç aylık gideri kapatacak bir tampon oluşturacağım ama o tampon bir türlü dolmuyor, çünkü her seferinde 'acil' bir şey çıkıyor ya da çıkmasa bile ben çıkarıyorum.

    yöntem değiştirdim sonunda: otomatik talimatla maaş hesabından ayrı bir vadeliye her ay düzenli geçiş yaptırıyorum, gözüm görmüyor, elim uzanmıyor. fon büyüdükçe insanın canı sıkılmıyor da, asıl zor olan ilk üç ayı disiplinle geçirmek. parayı harcama tuzağına her ay düşen biri olarak tavsiyem, iradeye değil sisteme güvenmek.
  2. bu fonun konforu gerçek getirisiyle değil, kriz anında sattırmamasıyla ölçülüyor. iş kaybı, sağlık masrafı gibi durumlarda piyasa tam kötüyken hisse satmak zorunda kalmak, fona hiç sahip olmamaktan daha büyük hasar veriyor.

    benim yaklaşımım net maaşımı hesabımdan çekip maksimum getiriye koşmak değil hesap faizinde tutmak; reel olarak erimesini sineye çekiyorum, karşılığında nakde aynı gün ulaşabiliyorum. miktarı altı ay gibi düşünüp katı plan yapmıyorum, iş değişikliği yaklaşınca iki-üç ayda temkinli kalmayı öngörüyorum. tabi bu disiplindi, fonu bozmayı düşündüğüm an bütçedeki ilk gereksize baktığım çoğunlukla yeterli geliyor.
  3. bu konuda ne kadar geç kalırsam o kadar dramım arttı ama kendim geç farkettim çünkü zaruri her masrafta dönüp portföy kartlarına vuruyordum, yani sondaki çıkışı trende çoktan kaçırmıştım. bugün hangi ay olduğunun bir önemi yok diyü düşünüp olabildiğince ulaşabilir bir parayla 2-2.5 aylık masrafa denk geliyorum, stopaj kesmeden gider. bu para yatırım fondan farklı iş bile makinesi kavgalısıyla gerçek hisse satmamak atmakta beş saniye cebinin telefon bir saniye erte etmek şaheseri altın muamelesi. fon hazır tutmamak de kendi stratej en az.