• bugün (87)
  1. bu işin teorisi üç altı ay diyor ama işsiz kalınca anlıyorsun ki asıl mesele tutar değil, o paraya dokunmama disiplini. ben bir kere kenara koyduğum parayı fırsat gördüm diye hisseye attım, sonra buzdolabı bozulunca faizle borçlandım. artık o fonu ayrı bir bankada, vadeli ve temassız tutuyorum, kartını bile cüzdanda taşımıyorum ki şeytana uymayayım.

    basit ama işe yarıyor: görmediğin para harcanmıyor.

    (bkz: önce koru sonra büyüt)
  2. kaç aylık olması gerektiğinin yanıtı kişinin harcama, gelir ve iş güvenliğine göre değişiyor; üç ay bence iyi bir sınır olsa da güvenli tarafkılık hep altı aya varmak. gelir en fazla bir kişiyse ve işe göre dalgalanma varsa dokuz hatta on iki ay mantıklı, evli ve sabit gelirli biri için bu fazla eski püskü bir bekleyiş.

    ben bunu mevduat, para piyasası fonu ve bir parça vadesiz olarak üçe bölüyorum: öyle mevduat yüksekken bono faizinden pay almak lazım; pazar fırsatları için hemen likit olan ayrı hesapta duruyor. önemli olan nerede tuttuğun değil, dokunulmaz kalması. o parayı zirve alımda veya alarmda harcayan hep aynı hataya düşüyor ve bir işsizlik döneminde yeniden borç tarafına yatıyor. küllerinden değil sermayeden kalk bir an olmasın diye bana en az altı ay dokunulmaz oluyor.