• bugün (95)
  1. borsa istanbul'da ilk yılımı geride bıraktım, geriye dönüp bakınca en çok işime yarayan şey teknik analiz değil, kendi hatalarımın listesi oldu. ilk başlarda herkesin söylediği hisseyi alıyordum, grafikleri süsleyip kendimi trader sanıyordum. sonra fark ettim ki toplam maliyetin içinde komisyon ve vergi ciddi bir kalem, hesabı çeyrek bazında tutunca çıkıyor.

    bir de rüzgarın yönünü değil tahtadaki döngüyü izlemeyi öğrendim. endeks her gün yeşil olamıyor, kademe kademe satan yatırımcı bazen tek kuruş kâr etmeden çıkıyor. o yüzden ilk yıl tavsiyesi almaktan çok pozisyon büyüklüğünü ve stop disiplinini düşünmek lazım.
  2. borsa istanbul'da ilk yılım bitince fark ettim ki en büyük kaybım kötü hisseden değil, kendi sabırsızlığımdan geldi. ilk hafta üç kağıt alıp ikisinden zararla çıktım, üçüncüsünü de taban taban izlerken sattım. sonra o kağıt iki ayda %40 yaptı; tabii ki sattıktan sonra. (bkz: sabırsız yatırımcı profili)

    o dönem öğrendiğim en net şey portföyü tek hisseye yığmanın kaldıraç kadar tehlikeli olduğu. bu tarz acı tecrübeler insana 'ben yaparım' hevesini hızlıca söndürüyor, iyi ki de söndürüyor. endekse yayılmış birkaç fon ve birkaç temettü hissesiyle devam edince ekranı daha az açmaya başladım, geceler de daha huzurlu geçiyor açıkçası.