-
kredi çekerken hesap kitap yapıp aylık taksidi gelirin üçte birine denk getiriyorsun da, faiz iki puan oynayınca toplamda ödediğin rakam neredeyse yarım daire ediyor. bankacı 'sabit faiz' dese de erken kapama cezası da cabası, özeleştiri olarak ilk imzada vadeyi kısaltmadım diye kendime küfrediyorum.
-
hesapları ilk kurduğumda taksidin gelirime göre makul olduğunu sanıyordum, ta ki faiz yükünün aylık dilimden gerçekten ne kadar aldığını çözene kadar. anaparanın mektup hızıyla azaldığını görmek biraz üzücü.
faizin bütçeyi asıl bozduğu nokta, diğer giderlerin malum kalem kalem arttığı ortamda kredi taksidinin zammı takip etmemesi. zamlar yetişemeyince esneklik sıfırlanıyor. konut niyeti olsa bile tamdıbına krediyle atlanmak yerine daha küçük peşinatlı, erken kapama esnekliği olan modeller değerlendirilebilir; ilk aracı kurum ziyareti ve birkaç simülasyonu sonra anlaşılıyor.
-
kredi çekerken bakılan tek şey taksit oluyor, oysa asıl mesele toplam geri ödemenin gelirle oranı. bir dönem faizler düşükken çekilen krediler şimdi aynı taksitle ödenmiyor gibi görünse de enflasyonla birlikte reel yük hafifledi, o yüzden eski kredi çekenler bir nebze şanslı. ama yeni çekenler için taksit/gelir oranı yüzde kırkı geçtiyse bütçe ciddi anlamda sıkışıyor.
gözlemlediğim kadarıyla bütçeyi asıl bozan şey taksitin kendisi değil, beklenmedik gider anında nakit kalmaması. acil durum fonu yoksa faiz artışı ya da maaş gecikmesi zinciri koparıyor. önce o tamponu kurmayanlar kredinin altında eziliyor, ev sahibi olma duygusu bir süre sonra kabusa dönebiliyor.