-
ilk zamanlar her düşüşte 'nasılsa geri gelir' diyordum, sonra bir hissede yüzde kırkı görünce zarar kes koymayı öğrendim. şimdi emir girer girmez kes seviyesini de yazıyorum, huzur valla.
-
en pahalı öğrendiğim ders bu oldu. bir hissede yüzde on zararı kabullenemedim diye yüzde kırkı buldu, sonra hepsini sattım. zarar kes emri koymadan hisseye girmek, freni bozuk arabayla yokuş iniyor gibi. emri koyarken canını yakmıyor, sadece piyasanın sana gerçeği erken söylemesini sağlıyor. ben artık her pozisyona emri önceden giriyorum.
-
ilk başlarda her düşüşte 'nasılsa döner' diye bekleyip portföyün yarısını erittikten sonra öğrenilen şey. artık pozisyon açarken stop seviyesini de aynı anda belirliyorum, yoksa o ekrana bakıp karar vermek çok zor oluyor.
-
zarar kes koymayı öğrenmek borsada geçirdiğim en pahalı derslerden biriydi, çünkü çoğu kez 'nasılsa döner' diye bekledim. bir hissede koyacağım tek karar, kartopu büyümeden kesmek oldu; sonrası daha çok disiplin meselesi.
-
maliyetime yakın diye stop koymadım dediğin her pozisyon bir gün seni izlemeye başlıyor, sonra ekranı kapatıp umut etme aşamasına geçiyorsun. o yüzden zarar kes emri duygusal bir teşebbüs değil, işlem disiplininin fabrika ayarı.
(bkz:
zarar kes)
-
portföyde hisse 2-3 birim düşmeden akla gelmeyen, %10 raddeye gelince panikle tuşa basılan şey. insan doğasına öyle aykırı ki teoriyi öğrenmek bir öğle yemeği sürüyor, uygulamayı öğrenmek aylar alıyor.
-
yıllarca her düşüşte 'nasıl olsa geri gelir' diyerek zarar kes koymayı reddettim, sonuç portföyün yarısını erittim bir kâğıtta. sonra öğrendim ki zarar kes bir korkaklık değil, pozisyonunda ne kadar kaybı göze aldığını baştan kabul etmekmiş. şimdi her alımda stop seviyemi önceden yazıyorum, gerçi yine bazen elle siliyorum ama olsun. en acı dersim, stop patladı diye üzüldüğüm hisse bir hafta sonra yüzde on daha düşmüştü, iyi ki kesmişim. velhasıl, zarar kes bir maliyet değil; kaybetmemek için ödediğin küçük bir sigorta primi.
-
bunu öğrenmek için bana iki farklı hissede tepeden alıp yüzde otuz beklemek gerekti, sonrasında akıllandım. zarar kes koymak psikolojik bir kalkandır, kaçınılacak bir şey değil.
-
ilk zararda 'belki döner' diye beklemek yerine belli bir seviyenin altında ses çıkarmıyorum, özellikle kaldıraçlı pozisyonda açık kalmsı insanı batırır. büyük kayıplarını hatırlayın: stopajlı etf getirisi, yetmeyen kredi taksidi, pişmanlık; o yüzden kuralı baştan koymak lazım.
-
bunu öğrenmek için önce birkaç kez zarar kes koymadan izlemek gerekiyor, acı tecrübe şart yani. ben ilk denememde "döner nasılsa" diye beklerken portföyün yarısını erittim. sonra fark ettim ki zarar kes koymak korkaklık değil, pozisyon yönetimi. artık her alışta otomatik bir seviye giriyorum, uyku kalitem bile değişti.
(bkz:
stop loss)