• bugün (98)
  1. yıllarca "düşerse düşsün, nasılsa döner" kafasıyla taşıdığım hisseler sayesinde zarar kes denilen şeyin ne kadar hayati olduğunu acı tecrübeyle öğrendim. portföyün yüzde yirmisi erirken bir noktada "bu kadarı yeter" deyip satmak, hisseyi sevdiğin ya da inandığın için tutmaktan çok daha zor. çünkü satmak bir itiraf aslında: yanlış yerden girmişim.

    yeni öğrenmeye çalışıyorum, alırken tek bir emir vereceğime daha girmeden "ne kadar düşerse çıkarım" sorusunu kendime soruyorum artık. yüze 8 mi olur, 10 mu olur, pozisyona göre değişsin diyorum ama önemli olan rakamı önceden belirlemek; sonra şartlar bozuluyor ve ben hep "bir kademe daha beklerim" tuzağına düşüyorum. kural yoksa duygu var, duygu da cebe değil egoya çalışıyor.