• bugün (95)
  1. sevgili arkadaşlar: birikim serüvenimin en saçma kısmı hesapladığım bir rakamken buraya gelip forundaki cevapları okuyunca sil baştan tartsam olduğunu görmekti. dediğim gibi, sorunun soruluşu bile genellikle yanıltıcı; tek bir ölü rakam yerine 'yaş ile getiri şerhiyle harcama' yani birçok başlangıçtaki durum ele alınmalı. mesela emeklilik planında ücretin ne kadarının vb için mi zorunlu olduğu ve vergliye tabi mi olduğu tartışması olur; bunlar hep bir sonraki adıma sirayet eder.

    bende acı tecrübe şu oldu: erken zamanda 'ulaştım' diye tatıl işine girince piylum paramı artırdıkça güven ayarlarım kayttı, hemen tekrar tade tutmaya başladım. burada sakin sonuç, kırdiga ramaçlar değil gerçek makasını çıkarmak; yani alt seviyeli ihtiyaç'ı belirledikten sonramı o büyüksöylenmiş krokier tuzağına düşmemek önemli.
  2. tek bir rakam söylemek kolay ama kimin için, hangi şehirde ve neye yetecek sorusu ortaya çıkınca iş değişiyor. benim hesabım aylık giderin yaklaşık 25-30 katı bir birikim artı düzenli temettü ve mevduat geliri üzerine kurulu, yoksa sadece enflasyona güvenince sürekli eksik kalıyor. bes tarafında kesinti ve fon maliyetlerini görmezden gelip sadece birikim grafiğine bakanlardansanız hevesiniz çabuk kırılır. bireysel olarak asıl risk uzun yaşam değil, sağlık harcamalarının hızla artması.
  3. emekliliğe ne kadar para yetiyor sorusunda net bir sayı vermek maalesef yanıltıcı ama şunu söyleyebilirim: çekme oranlı hesapta bugünkü gideri baz almak lazy teknik; enflasyon, vergi ve düşük getirili dönemler birlikte çalışıyor, o yüzden aylık düzenli gözden geçirme şart.
  4. bu sorunun sabit bir cevabı yok, yıllık harcamanı bilmeden rakam vermek havada kalan bir tahmin oluyor; başka birinin 'bende şu kadar var' demesi seni bir yere götürmüyor. kaba tabirle yıllık giderinin 15-20 katı birikimi, üzerine bir de enflasyonu hesaba katınca şaşırıyorum kendi rakamımın genişliğine, haliyle daha çok birikime devam.
  5. bu sorunun tek bir doğru cevabı yok, çünkü aylık giderin, enflasyon ve beklenen yaşam süresi denklemi kişiden kişiye değişiyor. kabaca bugünkü aylık giderinin iki yüz-üç yüz katı civarı bir birikim konuşuluyor ama asıl mesele o parayı enflasyona ezdirmeden koruyabilmek.
  6. hesap basit: yıllık miadını geçen giderini 25 ile çarpıyorsun, dördüncü yıl için ayrıca enflasyonu ekliyorsun gibi bir şey. ama gel gör ki türkiye'de bu hesabı yaparken enflasyonu yok saymak akıllılık değil. benim için cevap tek sayı değil, aylık harcanabilir gelir ile birlikte esnek bir tampon.

    yani 3-5 milyon tl gibi kabaca bir hedef koyan arkadaş varsa mutlaka satın alma gücü kaybını unutmuştur. tampon yoksa emekli olunca panik başlıyor.
  7. 40 yaşında kenarda beş yüz bin kişi, kırk yaşında emekli olmak isteyen arkadaşım için yetmedi, bizim 60 yaşındaki komşuya yetiyor. gelir beklentisi ve harcama düzeni değişince cevap da değişiyor, tek bir rakamdan bahsetmek zor.
  8. yaslanacağın şehir, ev sahibi olup olmadığın ve sağlık harcaman hesabı komple değiştiriyor, o yüzden tek rakam vermek yanıltıcı. ben kendi adıma yıllık harcamamı baz alıp enflasyondan arındırılmış bir hedef tutuyorum; sonra mevcut portföyün reel getirisiyle kaç sene dayanacağını kabaca simüle ediyorum. bu hesaplar insanı psikolojik olarak rahatlatıyor ama tek bir sayıya bel bağlamak doğru değil.
  9. maalesef net bir rakam kimse söylemiyor çünkü enflasyon oyunu her yıl bozuyor; asgari tutar aylık giderin dört-beş katına deniyor ama ülkemizde çoğu insan emeklilikte harcama duvarını planlamadığı için sadece bu sayıyı görüp yoldan dönüyor.
  10. aslında belli bir sayı yok, çünkü belli olan senin aylık giderin. kira yoksa 5 milyon, varsa 10 milyon tartışmasının öncesinde şunu sormak lazım: ayda kaç para harcıyorsun, enflasyondan sonra bunu ne kadara çıkaracaksın. ben kendi hesabımı 4% çekim kuralıyla yapıyorum, yani portföyün 25 katı senelik gider. 30 yaşında emekli olmak isteyen biri için bu sayı çok büyüyor, 50 yaşında belki rahat ediyor. net bir rakam veren finansçıya değil, kendi gelir tablona bak.