-
net maaşın yüzde onu zaten çoğu kişi için zor; yüzde yirmisi ciddi disiplin istiyor. kirada oturan biri için bu oran ile ailesiyle yaşayan biri için aynı hesap değil. tavsiyem önce sabit giderleri çıkarıp kalanın yüzde yirmi-otuzunu otomatik talimata bağlamak. yetmediğinde suçlu maaş değil, harcama listesi oluyor genelde.
-
bu soruya yüzde yirmi diye cevap verenlere hafif gülen bir yüz ifadem var. teoride ne kadar çok o kadar iyi, pratikte ise kirayı, faturaları ve temel gıdayı çıkardıktan sonra ne kalıyorsa onun belirli bir yüzdesini otomatik olarak kenara atmak en sürdürülebilir yöntem. yüzde elli gibi yüksek bir oran ilk ay coşkuyla yapılıp üçüncü ay bozulursa birikim yerine badire oluyor.
ben düşük gelirde bile ilk önce küçük bir yüzdeyle, mesela yüzde ona yakın, başlamanın taraftarıyım; alışkanlık oturunca zamanla artırırsın. zor olan yüzdeyi tutturmak değil, ay sonuna kadar o yüzdeyi bozmadan disiplini korumak. acı tecrübem şu, yüksek bir hedef koyup tutturamayınca komple pes eden insan çok. küçük at ama her ay at, yoksa birikim de kursa gidip ilk hafta bırakılan gitar gibi duvara yaslanıp bekliyor.
-
kişinin gider yapısına göre değişir ama ben yüzde 20'yi alt sınır kabul ediyorum, altında kalınca bir sonraki ay telafi ediyorum. zam gelince oranı artırmak, gelir sabitken oranı zorlamaktan daha gerçekçi.
-
bu sorunun tek doğru cevabı kişinin sabit giderine ve hedefine göre değişir; internetteki "%50" rakamları bir ülkenin kur farkı gözetilmeksizin yapıştırılmış genel tavsiyelerdir, elma armut. merkezde kriter, seni yaşatan ayın kaç katı. ilk önce otomatik olarak tazeyiz, en vurmadığız az hariç altın ayırma — al-yat falan için. biriktirmeden alıyorum dolandırıyor görüntüsü fotoğraflanıyor, ufak farkı bile bir şey yıllık.
pratik tecrübeme göre buradaki en insani oran: bekleyen %15-35, ac kelimesinin altındaki davan varsa %15-20'de oynayıp yıl içinde zam-oranlısında sürmeli eklersin. genç / sabit gider içinde olan için kanya varsa %8 de dursun yaaa varoş, yatsın. son paran üste.
asıl mesele gitmeye başladığında sının; %10 ile %2'in aylık fark değil, "ay ateş nereden söndürecek" ahlaki tarafı., (tas ısp) uça değerlendirmek kitap gibi. tasarrufu tanesi "çoban bende oran bu" beyanıyla çıkar; kendini usanlar kaçtığı kadarsa alta göm gitsin'sinde gizlenirler." (sic)
-
bütçe hesabı yapan herkesin ilk sorusu bu ama tek bir doğru cevabı yok. kira ve temel giderler çıktıktan sonra maaşın yüzde onu bile zorken, evli ve çocuksuz biri için yüzde otuz pekala mümkün. benim gözlemim yüzde yirmi civarının türkiye şartlarında güzel bir hedef olduğu, altında kalınca enflasyona yeniliyorsun. tabi ki maaş yatar yatmaz önce biriktirip sonra harcamak, ay sonunda artanı kenara atmaya çalışmaktan çok daha işe yarıyor. enflasyonist ortamda sabit faizli bir düzende beklemek gerçekten boşa kürek çekmek.
-
ben yıllarca %10'u zor tutuyordum, kirada oturunca gerçekçi olan bu. genel geçer %50 kuralı sosyal medyada güzel duruyor ama ortalama bir istanbul maaşıyla kira ve fatura çıktıktan sonra geriye o kadar kalmıyor. bence önce bir aylık gideri hesaplayıp geriye kalan her kuruşu otomatik olarak ayrı hesaba aktarmak lazım. %20'i düzenli tutturmak, üç ay boyunca %40 yapıp sonra bozmaktan çok daha kârlı.
-
tek başına yaşayan biri için yüzde yirmi makul başlangıç, ama kirada olanlar için yüzde on bile başarı sayılır; önemli olan oranın kendisi değil, her ay otomatik olarak kenara para atma alışkanlığı. acı tecrübeyle söylüyorum, harcamadan arta kalan birikmez, önce biriktirip kalanla geçinmek gerekiyor.
-
maaşın yüzde 50'sini biriktirmek ideal gibi duruyor ama gerçek şu ki sabit giderler merkez bankası gibi asla peşini bırakmaz: kredi, kira, fatura. bes katkı payı, altın, temettü hissesi derken insan önce klasik yapıyı kurup kalanı ayırmayı düşünüyor. standardım belli: acil durum fonu 3-6 ay, sonrası portföy için katkı payı; yüzde 20 iyi başlangıç, hatta az bile olabilir dış faktörlere bakılırsa.
tada yaş arttıkça ve çoluk çocuk girince yüzde düşer, bu normal; eski 'yarısı maaş' mottosu bize 'önceden biriktir, kontrollü harca' diyor. ders aldım, aybaşında kenara ayıramazsam boyum uzamış gibi hissettim bir yerde eksik kaldım.
-
yüzde onla başlayıp giderek artırmak çoğu bütçe için gerçekçi olan yol; ama kira ve kredi taksidi girdiğinde bu oran lüks değil matematik meselesi haline geliyor. asgari ücretle yaşayan birine yüzde yirmi tavsiye vermek, tok insanın açlık grevi önerisine benziyor.
-
herkesin gideri farklı, yüzde 10 diyen de var yüzde 30 diyen de, bence net bir altın kural yok. benim kendi tecrübem: önce kira ve faturaları ayırıp kalanın en az yüzde 20'sini otomatik yatırıma bağlamak, ay sonuna para kalsın diye beklemekten çok daha gerçekçi.