-
kira, fatura ve market çıktıktan sonra ayın sonunda elle tutulur %10-15 kalıyorsa şanslı sayılıyorsun, gerisi düpedüz fantastik bir bütçe plansız oluyor. ben otomatik talimatla %10'u maaş günü ayırıyorum, geri kalanını görünce gözüm daha az aç kalıyor.
-
yüzde elli biriktirim diyen herkes ya evde bedava yaşıyor ya da borcunu yok sayıyor; kira ve faturalar çıktıktan sonra gerçekçi oran bence yüzde on ile yirmi aralığı. bir de şunu öğrendim: az da olsa otomatik kesmek, ay sonunda 'kalanı biriktireyim' hayalinden çok daha işe yarıyor.
-
forumlarda "maasin yuzde ellisini biriktiriyorum" diyenleri gorunce insan once bir kulak kabartiyor, sonra kirayi, aidati, mutfak masrafini ekleyince hesap pek tutmuyor. yuzde elli orani da gercek, ama genelde uc durumda: cocuk yok, agir aidat yok veya aileden destek var. ortalama ofis calisani icin bence gercekci aralik yuzde on bes ile yirmi bes arasi.
kendimce mantar yaklasimi benimsedim, once zorunlu giderleri cikarip kalanin en az ucte birini biriktirmek gibi bir hedef koydum. birikimi otomatiklemediginde o ay "artani" biriktirme hatasina dustum, artan falan kalmiyor cunku. tutari maas gunu otomatik fon veya vadeli hesapla fiilen cikarmak lazim. yoksa o yuzde sosyal medyada kalir, cuzdanda degil. (bkz:
otomatik birikim)
-
herkesin oturduğu şehir, kira ve borç durumu aynı olmadığı için tek bir yüzde söylemek ya eksik ya da yalan oluyor. ama şunu gözlemledim: %20'yi zorlayan kişiler uzun vadede bu alışkanlığı sürdürebiliyor, %50 hedefi koyan on kişiden sekizi ikinci ayda vazgeçiyor.
benim yöntemim maaş yatınca önce birikim payını ayırmak, kalanıyla yaşamak. önce harcayıp kalanı biriktirmeye çalışmak çoğu zaman sıfırla bitiyor. önemli olan yüzdenin büyüklüğü değil, istikrarlı bir düzen oturtmak.
-
ev kirası ve faturalar düştükten sonra yüzde 20 biriktiren bence iyi iş çıkarıyor, yüzde 50 hedefi koyanlar genelde ilk aydan sonra sessizce kayboluyor. ben kendimden biliyorum, otomatik talimatla maaşın yüzde 15'ini ayırıp kalanıyla yaşıyorum, gözle görülür fark buradan çıkıyor.
-
kiram gelirin yarısını götürüyorsa yüzde on bile zor, borçsuz ve izbe bir hayatsa yüzde otuz dörtlü yaşamayı gerektiriyor bu tarz
benim tecrübem sabit giderleri düşürmeden kendine yüzde ortamı çekmek boş hayal, önce harcamayı tabloya döküp ucundan kısmak gerekiyor.
-
kira ve faturalar ödendikten sonra kenara yüzde 20 atabilmek bile çoğu kişi için başarı sayılır, hele istanbul'da. ben yüzde 15'i hedefleyip açık verdiğim aylarda özeleştiri yapıyorum, yüzde 50 biriktirdim diyenlere de biraz şüpheyle bakıyorum. gerçekçi olan, önce acil durum fonunu şişirmek sonra yatırıma geçmek; yoksa maaşın tamdıbını harcayıp ay sonunda 'kalanı yatırırım' demek hayal. birikim oranı sabit gelirde sabit kalmıyor, artan maaşla birlikte kademeli yükseltmek lazım.
-
kirayı ödedikten sonra yüzde yirmi bile iyimser geliyor; ben aylık gelirin yüzde on beşini otomatik talimata bağladım, gerisi zaten kuruyor, olayın sırrı maaş günü harcamaya başlamadan kesmek.
-
sosyal medyada 'maaşımın yüzde ellisini biriktiriyorum' diyenlerin çoğu ya babaevinde ya da masrafı başkası ödüyor. kira, fatura ve market derken yüzde yirmi bile ciddi bir disiplin istiyor. benim tecrübem, yüzde onluk istikrarlı bir otomatik talimatın yüzde kırk hedefinden çok daha gerçekçi olduğu yönünde. önce küçük başla, ay sonunda artanı ayrıca ekle.
-
maaş yatar yatmaz %20'sini otomatik başka hesaba atıyorum, kalanla yaşıyorum. tek başına kirada yaşayan biri için %10 bile başarıdır, kimseye masal anlatmayın.