• bugün (95)
  1. otuz geç değil ama 'keşke yirmide başlasaydım' dediğim yaş. bileşik getirinin en büyük avantajı zaman, otuzda başlayan hâlâ kırk yıllık bir ufuğa sahip, yeter ki ilk yıllarda yüksek getiri peşinde portföyü parçalamasın. benim tavsiyem önce acil durum fonu, sonra düzenli ve otomatik birikim, sonra çeşitlendirme sırasıyla gitmek. başlangıçta tutarı küçük tutup alışkanlığı oturtmak, ay sonunda kalanı yatırmaya çalışmaktan çok daha etkili oluyor.
  2. çevremdeki herkes sanki yirmili yaşlarda portföy kurmuş gibi konuşuyor da ben hesabıma baktığımda hâlâ boş görüyorum. otuz yaşında sıfırdan başlamak aslında büyük bir dezavantaj değil, çünkü biriktirmeye geç başlamanın en büyük sebebi gelirin ilk yıllarda düşük olması; kırınca da elinden geleni yapıyorsun.

    ben ilk ay otuz yaşın verdiği panik ile gereksiz agresif davrandım, genç yaştaki gibi yüzde yüz hisse senedi alıp iki ay içinde piyasanın ne kadar acımasız olduğunu öğrendim. şimdi önce bir yıl gider takip edip sonra kademeli alıma geçmeyi düşünüyorum. ömür boyu tasarruf yapmadıysan elli yaşında da başlayabilirsin diyorlar ama otuz yaş, bileşik faizin tadını almak için hâlâ oldukça makul bir nokta.
  3. çoğumuz ilk maaşla birikim değil gider finanse etmeye alışıyoruz. otuzunda başlayınca insan 'ben geç kaldım mı' diye soruyor. cevap bence hayır ama elli yaşında keşke dememek için bir an önce otomatik talimata geçmek lazım.

    bu yaşta güzel olan taraf, düzenli gelirin olması ve harcama alışkanlıklarını biraz kontrol edebilmen. bir portföyde hadi diyelim yüzde yirmisi borsa, geri kalanı temettü ve birikim mevduatı olsun gibi bir plan yapılabiliyor. otuz, aslında hala erken.
  4. geç kaldığını sanan herkesin ortak yanılgısı. ben de otuzda başladım, ilk ay ayırdığım tutarın komikliğine güldüm ama mesele tutarın büyüklüğü değil, düzenin oturması. her ay sabit bir bölümü kenara atıp enflasyona karşı korumaya çalışınca iki yılda ciddi fark oluşuyor. otuz geç değil ama otuz beş daha zor, bunu da not edin.
  5. yirmili yaşlarda 'paramı yönetirim' diyen genç ayda üç kuruş birikimle otuzuna geliyor, sonra öğreniyor ki yaş değil meblağ önemliymiş.

    edindiğim ilk ders şu oldu: 30'da başlamak geç değil ama erken başlamış gibi davranmak için haftalık değil, aylık otomatik talimat kurmak şart.
  6. geç kaldım diye panik yapmayın, ben de otuzumda sıfırdan başladım ve ilk bir sene sadece ne yaptığımı anlamaya çalıştım. bu tarz işlerde asıl mesele ne kadar erken başladığın değil, düzenli devam edip etmediğin, onu da ancak deneyerek öğreniyorsun.
  7. arkadaşın yirmili yaşlarda altın almış sen kırkı görmeden mi başlayacaksın muhabbetini bırakıp bugün ilk aylık otomatik talimatı kurmak aslında en somut adım; geç kalınmış değil ama kanıta dayalı tek gerçek rutin olup düzenli attığın küçük tutarların katkısı zannedilenden büyük oluyor.
  8. geç kaldın diyenlere çok bakmamak lazım, otuzda kenara üç beş atan kırkta gerçekten fark yaratıyor. önemli olan tutar değil sürdürülebilirlik, ayda bin lira bile bir on yılda ciddi birikiyor. acı tarafı, otuz yaşına kadar öğrenilen mevduat alışkanlığının enflasyonda eridiğini kabul etmek. yavaş ama kararlı olan kazanıyor.
  9. yirmili yaşların tüketim alışkanlıklarını bırakıp otuzda kenara üç beş koymaya başlamak yine de bir şey; geç kaldım diye ağlamak yerine küçük miktarla başlayıp düzeni korumak daha mantıklı.
  10. gençken 'nasıl olsa sonra başlarım' diyordum, sonra oldu ve tabloyu görünce insan bir süre sessiz kalıyor. geç kalmışlık hissedilir ama otuzunda bir portföy açmak, kırkında pişman olmaktan iyidir; ilk iş otomatik yatırım talimatı.