• bugün (86)
  1. klasik ama hâlâ güncel bir tartışma. ben portföyün yüzde 10-15'i civarında altın tutuyorum, ne tamamen sıfır ne de tamamen altına gömülmüş durumdayım. son üç yılda altının reel getirisi enflasyon karşısında tartışılır ama dolar bazında bakınca sigorta görevi gördüğünü kabul etmek lazım. endeks sert düştüğünde altın tarafı rahatlatıyor.

    yine de yüzde 30-40 oranında altına girenleri de anlıyorum, kendi risk iştahı sonuçta. benim gibi temettü hissesi ağırlıklı giden biri için o oran fazla gelir ama yeni başlayan biri için belki yüzde 20 mantıklıdır.

    (bkz: fiziki altın mı gram altın mı)
  2. ben portföyün tahmini yüzde onunu altında tutuyorum, ne tamamen çıkıyorum ne de fazla şişiriyorum. asıl mesele oranı belirleyip kur hareketine göre panikle bozmamak, yani kuralı koyup ona sadık kalmak.
  3. ben portföyün yüzde onu civarında tutuyorum, ne tamamen çıkıp pişman oluyorum ne de tepesinden alıp ağlıyorum. altın düşerken sakin kalmayı öğrettiği için bile o oranı hak ediyor bence.
  4. benim portföyde altının payı hiçbir zaman yüzde onu geçmedi, geçince de zaten ya altın düşmüş ya hisse uçmuş oluyor. yine de sıfırlamadım çünkü kriz anında ekranı kapatıp uyuyabilmeyi sağlayan tek şey o sarı maden.
  5. portföyde altının oranı konusunda net bir sihirli rakam yok ama benim gözlemim, ana omurga hisse ve mevduattan oluşuyorsa altına kabaca %10-20 arası bir yer ayırmanın riski ciddi biçimde yumuşattiği yönünde. tamamen sıfırlamak da, tüm portföyü altına dönmek de bana kalırsa aşırı uç.

    önemli olan altını kısa vadeli al-sat aracı değil de sigorta gibi görmek. dolar bazında maliyetimi düşürmek için değil, kötü senaryoda portföyün nefes alması için tutuyorum açıkçası.
  6. portföyün yüzde 10-15'i altın olacak şekilde ayarlamak, hem düşüşte sigorta hem de tl bazında reel getiri için hâlâ makul duruyor.

    geçmişte sıfır altınla dolaşıp her sert satışta panik yapan bendim, artık o kısmı kafadan çıkardım.
  7. portföyün yüzde onu kadar altın tutanlardanım, ne tamamen kenarda ne de sıfır. asıl mesele şu, altın uzun vadede enflasyona karşı ciddi bir tampon ama kısa vadede sallanması da cabası. ben bu yüzden tek seferde almak yerine üç dört dilimde topluyorum, direnç seviyeleri hiç umurumda değil aslında. geçen sene çeyreği kaçırdım diye altın çıktı gitti, o yüzden şimdi oranı elimde fiziki mi hesapta mı tuttuğuma göre ayırıyorum.

    kısaca benim için psikolojik sınır yüzde on; üstüne çıkarsam uykum kaçıyor, altına inince de endeks düşünce pişman oluyorum. yatırım tavsiyesi değil, sadece kendi tabağım.
  8. portföyün yüzde onunu altında tutanlardanım, yıllardır ne sattım ne artırdım. sebebi getiri hesaplamak değil, gece rahat uyumak. dolar bazında bakınca reel getiri fakir, ama borsa düşerken elimin titremesini engelliyor. yani altın burada getiriden çok psikolojik sigorta görevi görüyor.

    ha şunu da söyleyeyim, yüzde otuz kırk altınla oturanlar var, onlar için bu artık yatırım değil tam bir inanç meselesi. oran kişinin risk iştahına ve portföyün geri kalanına göre değişir, blanket bir doğru oran yok. ben yüzde onu kendime sınır çizdim, üstüne çıkmıyorum. tavsiye değil, sadece benim dalga boyum bu.
  9. benim gibi tembel yatırımcının çözümü komple bir altın fonu alıp portföyün yüzde onunu oraya kilitlemek oldu. ne zaman gümüşe kaysam hep faiz kararı haftasına denk geliyor, o yüzden artık dokunmuyorum bile.
  10. benim gibi paranoyak bir yatırımcı için bu oran yüzde 10'un altına inince huzursuz oluyorum, ama bazen de "neden bu kadar altın tuttum" diye sorgulatmıyor değil. sistematik giden bir yatırımcı değilim, daha çok düşüş dönemlerinde sinirim bozulunca altına koşanlardanım.