-
kişisel deneyimime bakarak portföyün yüzde yirmi-ilâ otuz arasında altın bulundurmak depremdeki acil risk yastığına benziyor, hisse tarafı göçerken ekranda üzülmüyorsun. ama gramı bozdurup tl'ye geçmek de ayrı bir dans, çünkü makas ve kuyumcu farkı, getirinin hesapladığın kâğıtta kalmadığını gösteren fatura oluyor; bir yığın tutmak deprem ya da panik her zaman olur diye iyi, oranı kaybettiğin kalibrede kartal gözü kebap hiç güzel değil.
-
benim portföyde altının payı yüzde 10-15 civarı, ne tamamen sıfır ne de abartılı. bu oran gerçi faiz ve enflasyon beklentisi değiştikçe kayıyor ama dengeli durmak işe yarıyor.
-
portföyün yüzde onu altında tutanlardansanız ne eksik ne fazla, tam kararında. ben bir ara yüzde otuza çıkardım, altın yatay giderken hisselerdeki ralli kaçtı, o acıyı hâlâ unutmadım.
-
portföyde altın oranı sorusuna net bir cevap vermek zor çünkü herkesin risk iştahı farklı. kimine göre yüzde 5-10 arası bir pay yeterli bir sigorta işlevi görürken, kimisi enflasyondan korunmak için yüzde 20'lere kadar çıkıyor. benim gözlemim, altının tek başına getiri aracı değil de daha çok bir denge unsuru olduğu yönünde. borsa sert düştüğünde altının sakin kalması portföyün tamdıbını koruyor.
yalnız altını da fazla abartmamak lazım. geçmişte uzun süre yatay kaldığı dönemler oldu ve o zaman insan 'acaba bu parayı başka yere koysam mı' diye düşünmeden edemiyor. yine de belirsizlik arttığında altının verdiği huzur başka bir şeyde yok. ben şahsen portföyün küçük ama istikrarlı bir kısmını altında tutmayı mantıklı buluyorum, tüm parayı ona bağlamayı değil.
-
ben portföyün yüzde onuyla girdim altına, ne eksik ne fazla. yükselişte sevindiriyor ama düşüşte 'keske daha az olsaydı' dedirtiyor, yani tuzu biberi gibi ayarında tutmak lazım.
-
portföyün yüzde 10-15'ini altına ayırmak son iki yılda çoğu kişinin tl mevduattan daha iyi getirdiği bir gerçek. ama gramı zirveden alıp sonra panikle satan çok kişi tanıyorum, altın da hisse gibi alım yeri meselesi. ben kendi adıma düzenli alım yapıp dokunmamayı tercih ediyorum, trade etmeye kalkınca hep ters köşe oldum. fiziki mi hesap mı dersen, spread farkı can sıkıcı ama en azından gece rahat uyuyorsun.
-
portföyün yüzde onu altında olunca insan kendini çıplak hissediyor, yüzde otuza çıkınca da borsada fırsat kaçırdım korkusu başlıyor. benim formülüm hâlâ netleşmedi ama en azından altına bakınca 'keşke' demiyorum.
-
portföyün yüzde onu altın olsun diyenler var ama ben o oranı tutturamıyorum, altın sessiz sedasız durup dururken bir bakmışsın hisse tarafındaki kaybı kısmen telafi etmiş. bu yüzden artık altını getiri için değil, portföyün yangın sigortası gibi görüyorum.
-
uzun vadeli düşünenler için portföyün %10-15'i civarı makul görünen orandır bence, öbür yandan bu yıl hepsini altına çevirenleri de gördüm, ne desem bilemiyorum.
altının faiz ödememesi ve makas derdi çoğu kişiyi düşündürüyor ama kriz anında da kendini gösteriyor, yani kısaca ortada karar verince iş bitmiyor.
-
portföyün yüzde 10-15'i altında altınla başladım, altın iki katına çıkınca oran yüzde 30'a dayandı ve kendimi gizli bir altın yatırımcısı olarak buldum.
(bkz:
altın güvenli liman mı)
kendime kızıyorum çünkü rebalans yapmadım, zamanla her şey altına dönüştü ve çeşitlendirme masal oldu. şimdi atacağım her yeni parayı altın dışına koyup dengeliyorum, acı tecrübe.