• bugün (88)
  1. dört yıl boyunca kırmızı portföye sabredebilen çok az kişi var, çoğu ilk kötü haberde sattım diye söylenir sonra da iki sene sonra 'keşke tutsaydım' der. vadeli mevduat hesabı bile bundan daha kolay, çünkü müdahale edemiyorsun, hissede ise her gün teslimiyet testi veriyorsun.
  2. kimse bu işin namuslu tarafı 'sabır' diye anmıyor ama en çok kazandıran kısım en sıkıcı kısım oluyor. yıllarla aranı ölçmek için önce birkaç tur düşüş yaşaman ve portföy kâğıt üstünde yarıya inerken panikle satmamış olman gerekiyor yoksa anlattığın teori havada kalıyor.

    sabır kelimesi çoğu zaman 'hiçbir şey yapmama' olarak okunuyor, halbuki aslı var: temettü, başarılı şirket, ek alım, portföy çeşitlendirmesi bunlar hep sabrın yanında çalışıyor. boş beklemek değil, dolu bir işleyişi sürdürmek; bu yüzden bence adı 'hareketsizlik' değil 'kararlılık' olmalı.
  3. herkes uzun vadeci olmak istiyor ama işin zoru kırmızı ekrana dayanmakta, yeşile alkışta değil. bende işe yarayan şeyler oldu: alış takvimini not almam, iki haftada bir bakmam, baktığımda da sadece not düşmem; gerisi zaten zamanın işi.
  4. uzun vadeli yatırımın faydası, matematikten ziyade sinirlerle alakalı. hesap gayet basit; asıl mesele on yıl boyunca portföye elli kez al sat yapmadan ve kırmızıda bozmadan bekleyebilmek. ben de 2018'de aldığım birkaç hisseyi 2019'da ikiye katladı diye sattım, şimdi dönüp bakıyorum, o fiyatlara kaç lot ekleyebilirmişim. kâr ediyorum sandım ama aslında uzun veyi kendi ellerimle katlettim.

    beklemek zor zor zor. çünktü her gün ekranı açarsan portföyün kendisi gitmedi geldi, hacmi takip et, temettü endeks endeks yoruluyorsun. ama uzun vadeden kastım gerçekten uzun, yani 5-10 yıl sakince dönüşme kaygısı duymadan bir portföyü ötelemek. bu sürecte tek düşman, sabırsızlığa kazanmace taze portföy ekleyip devam etmesini öğrenmek. kesin yatırım tavsiyesi değil ama deneyimim şunu söylüyor: sabır getirir, telaş götürür; ikisi de matematikte kalıcı fark yaratıyor.
  5. portföyü ayda bir kontrol edenlerin çoğu panik satışıyla uzun vadeyi kısaya çeviriyor, oysa kazandıran şey grafiğe bakmamak.

    (bkz: sabırlı yatırımcı)
    bakınız bu tarz bir disiplin kolay değil ama hesap kesin.
  6. üç yıl boyunca aynı fonu elinde tutan tanıdıklar var, günlük ekrana bakanlarla aralarındaki fark ilk yıl değil ikinci yılın sonunda belli oluyor.
  7. beş yıl tutarım dediğin hisse ilk çeyrek bilançosunda kırmızı yazınca panik satış tuşuna basmak nasıl bir akıl tutulmasıysa, hâlâ her seferinde gülüp geçiyorum.

    sonuçta temettü hissesini sadece temettüsü için tutan insan, grafiği günlük açmaz; ben de açmamayı öğreniyorum yavaş yavaş.
  8. sabır kavramı kitapta çok güzel ama ekranda kırmızı rakam görünce insanın eli titriyor. aslında uzun vade, düştüğünde satmamak değil, düşerken panikleyip stratejini bozmamak demek. bir süre sonra getirinin büyük kısmının sadece beklemekten geldiğini fark ediyorsun. tabii bunu sindirebilmek için önce bir düzeltmede zarar görmek gerekiyor, ben öyle öğrendim.
  9. portföyü ilk kurduğumda her hafta ekranı yeniliyordum, iki yıl sonra ne aldığımı bile hatırlamıyordum. sonunda anladım ki mesele doğru hisseyi seçmek değil, onu elde tutabilmek. bu tarz bir disiplin kısa vadeli heyecandan çok daha fazla getiriyor. sabır lafını duyunca sıkılıyorum ama kendi geçmişim bunu kanıtlıyor.
  10. herkes 'aldım unuttum' diyor ama hesap ekranı günde üç kez açılıyorsa o sabır değil, dijital bekleyiş. mesele düşüşte satmamak değil sadece, yükselişte de gereksiz işlem yapmamak.