• bugün (86)
  1. borsa istanbul'da ilk senemde öğrendiğim en büyük şey, grafiklere aşık olup şirketin ne iş yaptığını sormamak oldu. bir arkadaşın gazıyla aldığım kağıt üç gün yeşil yaktı, ben de kendimi warren buffett sandım. sonra bilanço sezonu geldi, patronun borcu borç üstüneymiş, taban serisine oturduk. o gün anladım: bir senette üç günde kazandığın parayı, üç haftada geri veriyorsun, üstüne bir de tecrübe parası ödüyorsun.

    ikinci dersim endeksin kendi başına bir şirket olmadığıydı. bist 100 kırmızıyken bile doğru kağıtla yeşil kalınabiliyormuş ama o 'doğru kağıt'ı bulmak için saatlerce kap açıklaması okumak gerekiyormuş. ilk yıl en çok zararı hızlı zengin olma hayaliyle, en çok faydayı da sıkılıp da satmadığım temettü kağıtlarıyla gördüm. özetle: acele eden kaybediyor, sabreden bazen kazanıyor, bazen de sabredip bekliyor.
   tümünü göster