-
peşinatı tıklayıp kredi çekecek hesaba bakıyorum, aynı parayı döviz veya temettü verimli yatırıma yatırsam bilançoda ne durum? kira artışı ve faiz baskısı insanı hareketsöylüyor, en azından kirada yatırıma başlama serbestliği saklıyor; mesele evin kendisi değil bu hesap her şeyde ince kaçıyor.
-
bu soruya net cevap veren biri gördüyseniz muhtemelen ya evi vardır ya da kirada epeydir oturuyordur. işin özü şu: ev almak bir barınma kararı, yatırım kararı değil. kredili ev aldığında 10-15 yıl faize çalışıyorsun, o parayı karşılaştırmak için evin getirisini değil, kaçırdığın fırsatları düşünmen lazım.
yaşadığım tecrübe şu; kirada oturup düzenli birikim yaptığım 4 yılda kenara attığım para, aldığım zamlara rağmen daha fazla arttı. ama psikolojik tarafı da var, kiracı olmak her sene yeniden pazarlık yapmak demek. bu yüzden tercihi paraya indirgemek yerine 'hangi hayat bana daha huzurlu geliyor' ve o huzurun fiyatını ödeyebiliyor muyum diye bakmak lazım.
-
iki tarafın da hesabı farklı çıkar; evin rahatlığı somut ama kirada kalıp endeks veya temettü tarafında bekleyen adamın getirisi de yabana atılmaz. benim gözlemim, ev alıp nakiti sıfırlayan çoğu kişi acil durumda kredi çekiyor, o yüzden varlığın türü değil likiditesi belirleyici.
(bkz:
kişisel yatırım kararları)
-
kirada kalıp kalan parayı endekste tutmanın getirisini hesapladım, kağıt üstünde ev almaktan iyi çıktı ama kiradan çıkma psikolojisi hesapta yok. rakam kürsüyü kazandırıyor gibi görünse de kendi evinin huzurunu fiyatlayamıyorsun, bu yüzden cevap kişinin sabrına bakıyor.
-
kirada kalıp parayı mevduat ve endekste değerlendirmek kağıt üstünde hesaplı duruyor ama evin kira getirisiyle karşılaştırınca işler karışıyor, hele kredi faizleri yüksekken. ben ev almanın psikolojik rahatlığını hafife almamak gerektiğini düşünüyorum, yine de deprem riski ve lokasyon hesaba katılmadan verilen karar yarımdır.
-
kredi faizleri ve kira getirisi oranına bakıldığında türkiye'de bazen ev almak, bazense kirada kalıp aynı parayı endeks ya da mevduatta tutmak matematiksel olarak öne geçiyor. ben evin duygusal bir barınak olduğunu, yatırım kısmının ise ayrı bir hesap meselesi olduğunu düşünüyorum; ikisini birbirine karıştırınca hesap şaşıyor.
-
bu soruyu iki yıl ev kiralamış biri olarak sadece sayısal bakacak şekilde düşünüyorum. bugün ev kredisiyle alıp 10 yıl taksit ödemek, meskenin psikolojik getirisini de getiriyor ama faiz nedeniyle reel'de altın/endeks fonundan geri kalmıyor. kirada oturup aradaki parayı gecd döneminde değer kazandığını faizi ile korumanın toplamı çoğu senaryoda kiranın reel artışından küçük.
-
ev almanın mantıklı olduğu yer, oturma suresinin masrafları karşıladığı yer. çünkü tapu, tapu harcı, kredi faizi derken kolaylıkla üç-yüzde on arası bir dağıtım maliyeti çıkıyor; orada üç yıl oturup taşınırsan zarar net. uzun vadeli oturacaksan amortisman kendiliğinden yendiği için ev bedava para değil ama getiriye oynayan portföyden geri kalır mı, işte asıl soru o.
kirada kalan bir dipnot: parayı 'yatırım' diye kullanacaksan iş disiplini kirada yaşamanın tembel tavrıyla değil, ev alanın taksit disipliniyle ödenecek. ben iki tarafı da görmüş biri olarak diyebilirim ki ipotek oranı ucuz değilse oturduğun kadar yatırım yap, ucuzsa borçlanmak daha az ıstırap veriyor.
-
kendi hesabımda ev almanın maliyetini kira, aidat, vergi ve fırsat maliyeti ile birlikte yazınca rakamlar kafa karıştırıyor. aynı parayı temettü hisselerine veya eurobondu yatırdığımda elde edeceğim pasif gelir bazen kira getirisinden fazla oluyor ama evin psikolojik konforu hesapta yok. karar tamamen oturmayı düşündüğüm süre, nakit ihtiyacı ve risk toleransımla değişiyor; yanlış cevap iki ucu da keskin.
-
kirayı gider, ev taksidini birikim gören zihniyet biraz fazla kolaycı; hesabı yaparken aidat, emlak vergisi, demirbaş masrafları ve faiz kaybını da sepete koyunca rakamlar lehte dönmüyor. benim gözlemim, düzenli yatırıma devam edip ev ihtiyacını ertelediğim 3 yılda kira topldıbına verdiğim para, bir dairenin peşinatına yaklaştı ama çekirdek portföyüm de kayıplarla birlikte bunu kurtardı.