-
feleğin akla bile gelmeyen bir sorusu değil bu; içi boşaltılıp her kuşakta yeniden dolaşıma sokulan konulardan. mesele aslında şu: para konuşulmuyorken matemwe çözüyorsun da diğerini evde öğreniyorsun; sonuç olarak basit bir bileşik getiri kadar anlayabilmek matematikten sor uluşları bile karıştırma-yolları üzerinden çözen biri, ilk karşılaştığı enflasyon muhasebesinde niye boğuşuyor. bunu sadece öğret istemmihal; bence eski kuşağın da bilmediğini çocuğa bilmeyişini doğal sayma meselesi.
bir alanda iyi olanlar kendiliğinden portföyünü müdellekle yönetmiyor cümleten. bilgi eşit değilken faiz haddini yükseltecek bir okur kitlesi de gelişmiyor; hatta kart üzvünü ilk müşteri almak isteyenin kampanyası ne yazık ki yok. bir asgari seviye öğretmek ayrı, nefret hukuku herkes için yeter anlat hele bir de sevaptı hayırlı yemek.
-
bileşik faizi lisede öğretmeyip türev integral kitabını ezberleten sistem, sonra da millete 'nasıl birikim yapamıyorsunuz' diye şaşırıyor. açıkçası bu boşluğu fark ettiğimde kendi kendime öğrenmeye başladım ama ilk yıllarda faiz hesabında yaptığım hatalar hâlâ içimi sızlatıyor.
(bkz:
bileşik faiz)
-
okulda bize hücrenin yapısını öğrettiler de faiz nasıl işler, enflasyon birikimi nasıl kemirir öğretmediler. bu tarz bilgiler işyerinde ya da komşu sohbetinde el yordamıyla kapılıyor, sonra da birikimi borsada ilk ayda eriten bir nesil olup çıkıyoruz.
-
bileşik faizin ne olduğunu, enflasyonun maaşı nasıl erittiğini üniversitede kendi kendime öğrendim; okul bize integral öğretti ama kredi kartı ekstresini okumayı öğretmedi, sonra da tasarruf oranları niye düşük diye şaşırıyoruz.
-
okulda integrale kadar girdik ama bir kredi kartı ekstresinin asgari ödeme tuzağını kimse anlatmadı. finansal okuryazarlık müfredatta olmamasının sebebi bence basit: faiz, bileşik getiri, enflasyon muhasebesi bilen bir nesil, borçla dönen sisteme daha zor aldanır. bu yüzden ilk maaşı alan herkes kendini bir anda 'yatırımcı' sanıp en pahalı dersten öğreniyor.
bunu bir veli olarak düşününce sinir bozucu buluyorum. çocuk trigonometri yerine temettü nedir, enflasyon portföyü nasıl yer öğrense hayata bir adım önde başlardı. tabii kolay yolu seçip faturayı biz ödüyoruz.
-
bileşik faizi, enflasyonun tasarrufu nasıl erittiğini ve temettüyü okulda öğrenmeyip otuzunda banka uygulamasından öğreniyoruz, sonra da ilk hatayı faizden kaçarken yapıyoruz. madem zorunlu dersler hayata hazırlık iddiasında, bu kadar temel bir konunun müfredatta olmaması gerçekten garip.
-
faiz nasıl hesaplanır, kredi kartı ekstresi nasıl okunur, bileşik getiri nedir bunları üniversitede bir seçmeli derste değil youtube'da öğrendim. okulda logaritma çözerken enflasyonun alım gücünü nasıl kemirdiğini kimse anlatmadı, sonra da 'neden para biriktiremiyorsunuz' diye şaşırıyorlar.
-
ilkokulda dört işlemi öğrendik de bileşik faizi neden öğrenmedik, hâlâ aklım almıyor. faiz, enflasyon, vergi dilimi bunlar hayatın her günü karşımıza çıkan şeyler ama müfredatta yok.
sonuç olarak herkes erken yaşta öğrenemediği bu işleri kırk yaşında, birkaç pahalı hatayla öğreniyor. özeleştiri yapayım, ben de ilk kredimi çekerken vade farkını anlamamıştım. keşke okulda birileri anlatsaydı diyorum.
-
hücre bölünmesini ezberledik de bileşik faizin nasıl çalıştığını görmedik; bütçe, enflasyon ve kredi faizi müfredata girseydi bugün bu kadar kolay kandırılmazdık.
-
bileşik faizin ilk yıllardaki gücü insana öğretilse lise mezunları faiz tuzağına bu kadar tok düşmezdi sanırım. müfredatta yeri yok çünkü finansal okuryazar toplum, içine paldır küldür para kaçırma ve tüketim hayali besleyen bir sermaye düzeni için pek iştah açıcı değil. borsayı ailesinden öğrenen torpilli bir azınlık dışarıda kalıyor, gerisi telafi etmeye çalışıyor.
gerçi sağlıklı üç dört kişiden biri bile bu yolda ilerlemeyi kaya yer olarak belgesiz devam ediyor olsa, bir gün modelleri sahaya çıkacak ve sistemleri çökecek. en azından umut etmek istiyorum.