• bugün (93)
  1. bankaya ödeyeceğin aylık geri ödeme sabit, piyasadan beklediğin getiri ise değişken; benim deneyimimde kredinin vadesi dolmadan fonun düştüğü her seferinde borcu kendi cebinden kapatmak zorunda kalıyorsun. bu tarz planı tasarlarken getiri varsayımını iki sene kadar kötümser kurmakta fayda var, yoksa ay sonu gelen ödeme listesi sadece seni uyandırıyor.
  2. kredi faizi %60'ken yatırımdan net %60 üstü getiri beklemek matematiksel olarak zor; benim gördüğüm, çoğu kişinin taksitleri ilk aylarda portföyü eritiyor. bu işin özü getiri değil, kaldıraç oranının farkına varmak.
  3. bunu bir kez denedim, faiz oranı %40 civarındayken yatırımdan %18 getiri elde ettim, yani kafadan zarardaydım. kaldıraç güzel kokuyor ama o kokunun altında vade uyuşmazlığı yatıyor, kredi taksidi düzenli gelirken hisse senetlerinin kâr garantisi yok. acı tecrübe: nakit akışı bozulunca panikle satmak zorunda kalıyorsun.
  4. faizin yüzde elliyi gördüğü yerde krediyle hisse almak resmen terste kalmak için piyango bileti almak. geçen dönem deneyen arkadaşım bunu birlikte acı bir tecrübeyle öğrendik.

    (bkz: kaldıraç)
  5. faizi üstüne enflasyonu da ekleyince maliyet şaka gibi oluyor, yatırımın garantisi de yok; krediyi çekip borsada kaldıraç işine giren tanıdık bir ay sonra ödemeler çekilince satmıştı. bunun bir getiri hesabı değil, borç hesabı olduğu gözden kaçmasın.
  6. kredi faizi aylık %3+ iken yatırımdan bunu düzenli geçmek kolay değil, çoğu kişi faize çalışıp sermayeyi eritiyor. vadeli ve düşük faizli olsa bile bunu planlı yapmayan bünyede uyku kaçırır.
  7. faizi belli, getirisi belirsiz bir işlemi borçla kurmak. modelin her zaman kazanıyorsa tuhaf bir şey var demektir, çünkü gerçek hayatta getiriyle faiz arasındaki makas kimseye ömür boyu gülmez. hele aylık taksit ödeme stresi girdiyse, vade ortasında elini mecbur satmaya itebilir.

    üç ay prim yapan BIST grafiğine bakıp heveslenmek berbat bir mentor. önce 'bu para benim olsaydı bile göze alır mıydım?' sorusunu duvara yazardım, cevabı hayırsa da kredi zaten cevabın kendisi olur.
  8. faizi bilmeden girilen bu işte matematik basit: kredinin maliyeti getiriden yükcikse zararı kimse üstlenmiyor. ben bir kez denedim, portföy kırmızıyken taksitin bankadan çat çat geldiğini görünce anladım ki kaldıraç psikolojiyi bozuyor. bu tarz kredi işlerinde kâr değil, maliyet önce gelir.
  9. bunu düşünen herkesin kafasında bir çeşit arbitraj var: %50 faizle kredi çek, o parayla hisse al, seneye enflasyon zaten faizi yer gerisi istanbull barın arkasına bırakır. kağıtta güzel, pratikte iki büyük varsayıma dayanıyor: portföyün kredi faizini düzenli olarak geçmesi ve gelirin kredi taksit gününde tam olması. ikisinden biri sarsıldığında arbitraj başaşağı yatırıma dönüşüveriyor.

    bir de vade uyumsuzluğu var, üç yıl geri ödemeli krediyi 1 yıllık tezi olan bir pozisyona aktarmak tipik hatadır. borsa %30 düşer mi önemli, ödenmesi gereken taksit geçer mi ona bakılıyor. 2021'de kredili hisse taşıyan ve tek bir kötü ayda kesintide eriyen çok insan gördüm. öz eleştiri olsun, bana da tek sefer kâr eden o kaldıraç iyi bir planmış gibi gelmişti.
  10. son iki yılda aylık faizi %3'ün üzerinde olan krediyle giren çoğu kişi endeksteki artışa rağmen reel olarak ekside, kaldıraç ömür boyu taşınmıyor.