-
bunu yapan çok kişi tanıdım, anlattıkları da hep aynı senaryoyla başlıyor: 'faizi zaten enflasyon yiyor, çektiğim kredişu buraya koysam daha çok kazanırım.' kağıt üstünde mantıklı duran ama icraatta kolayca ters dönebilen bir hesap. kredi faizi sabit ama yatırımın getirisi asla garantili değil, aradaki farkı da genelde cebinden ödüyorsun.
nakit akışını bozmayacak parayla yapılan yatırım mı? evet. borçla kaldıraç kurup piyasaya girmek mi? bu, oynaklığa karşı hiç tamponu olmayan bir pozisyon almak demek. anapara eridiğinde taksitler devam ediyor, panik satışı da o an geliyor. bir finansal ürün getirisi kadar, o pozisyonun seni uykusuz bırakma potansiyeline de bakmak lazım.
-
aylık yüzde 3-4 maliyetlenen bir krediyi, yıllık getirisi garanti olmayan bir enstrümana yatırmak bence matematikten ziyade cesaret işi. 2021 benzeri bir rallide çekilse zincirleme temerrüde kadar gidebilirdi, o yüzden kredi faizini geçmeyi garanti gören hesabı hep şüpheli bulurum.
-
kai faizinin üstüne bir de banka faizi binince insan bir yerden sonra gerçekten bu işi yapıyor mu yoksa kumarhane girişinde fiş mi dolduruyor belli olmuyor. ihtiyaç kredisi çekip yatırım yapmak, matematiksel olarak faiz oranı düşük kalırsa ve yatırımın getirisi onu geçerse mantıklı görünüyor ama buradaki sorun "geçerse" kelimesinin gelecek zamanlı olması.
kendi hesabımı yapmıştım, yüzde yirmi verse yüzde elli beklentin var, arada on fazla üç gün arayla değişsin hikaye tamamen bambaşka bir yere gidiyor. duygusal olarak da zor; taksit tarihi gelince piyasa düşmüş oluyor, mecburen kırmızı bir grafiği satıyorsun. kredisiz yatırım para biterse durursun, kredili yatırım para biterse yaşıyorsun ama geceleri uyanıyorsun.
-
birkaç yıl önce maaşımı garanti görüp emeklilik hesabı gibi düşündüğüm bu stratejiyi denedim, ertesi ay faiz ödemesi hisse portföyü kârını yuttu. aslında ihtiyaç kredisinin faizi sabit ve yüksek, piyasa getirisi ise dalgalı ve belirsiz. pozitif taşıma değeri diye bir şeyden bahsediliyorsa ancak faizin çok altında maliyetle çekilmiş krediler için geçerli olur, o imkân da pek kimseye çıkmaz.
adam çekiyor, kripto alıyor, şansı yaver giderse kâr sanıyor; piyasa dönerse hem taksiti hem de sermayeyi faize ödüyor. temettü hissesine göreymiş, endeks düşerken kredi faizi düşmüyor bunu unutuyor. başkasının parasıyla yatırım yapmak leş bir strateji değil belki ama genelde tatlı bir tuzak.
(bkz:
riskinizi kendi paranızla yönetmek)
-
faizi belli kripto ya da borsa getirisi belirsiz, bunu bir tür kaldıraç olarak görüp eşit şartlarda kıyaslıyor bazıları. kazandığım dönem oldu da, faiz ödemesi kişisel özgürlüğü törpülüyor insanın.
bu tarz cesaret biraz da hesap bilmezlik gibi duruyor.
-
kredi faizi %50'yken borsadan %60 bekleyenlerin matematiği bana hep riskli geliyor, çünkü kazancın zamansız gelirse faiz seni yer bitirir. geçen bir arkadaş tüm krediyi tek hisseye gömdü, o ruh halini iyi biliyorum ama iyi sonucu strateji sanmamak lazım.
-
bir arkadaşım geçen sene krediyi çekip doğrudan fona koymuştu, ilk aylarda faiz gideri portföy getirisini yutunca morali baya bozulmuştu. matematikte alım gücünü artırmak için net getirinin kredi faizini geçmesi lazım, bunu kaba bir hesapla kâğıda dökmek şart. vadeyi kısa tutmadıkça veya gelirin ekstra sabit değilse bu iş en çok başa baş noktasında sıkışıyor.
-
bankanın %60 faizle verdiği parayla borsada %40 kazanacağını sanmak tam bir kumar masası davranışı. iki üç ay temettüyle krediyi çevirmeyi planlayan arkadaşlar, faiz günü gelince ellerinde ne kaldı diye bakıyor genelde. paranın maliyeti vadelerden daha hızlı yükseliyor, taksit tarihi senin stratejinden daha acımasız.
-
kredi faizi yüzde elliyken alınan riskin getirisi bunu geçmedikçe bu iş matematiksel olarak zarar, hele vadeye yayılan taksitler gelir stabil değilse çevrilmiyor.
-
faizi yüzde 4 civarındayken çekip borsaya sokma fikri insanın aklını çeliyor ama hesabı masaya yatırınca iş değişiyor. kredinin faizini enflasyonla kıyaslayıp 'nasılsa kazanırım' diyenler var, ancak kâr garantisi yokken sabit bir yükümlülük altına girmek bana riskli geliyor. bir arkadaşım bunu denedi, portföy yüzde 15 düştü, o da taksitleri maaşla ödemek zorunda kaldı. benim sonucum: kaldıraç iştah meselesi ama uyku kalitesini de götürüyor.