-
ilk maaşı alır almaz tanıdık ağızdan duyduğum 'kesin uçar' hisseye daldım ve iki haftada yüzde yirmi eridim. şimdi olsa önce acil durum fonu ayırır, kalanını da tanımadığım şeye yatırmazdım.
-
kendi ilk maaşımdan bir kısmını, twitter'da adı yeni duyulmuş bir hisseye bastım çünkü "çevremde herkes kazanıyormuş" ben de trende atladım ve iki hafta sonra taban taban izledim, acı bir tecrübe oldu benim için.
genç yatırımcının en klasik hatası, kaldıraç kullanarak küçük portföyü büyütmeye çalışmak. faizle borçlanıp cayır cayır yükselen dönemde kazanıyorsun ama rüzgâr ters döndüğünde tek bir kötü gün bütün emeği silip süpürüyor.
-
en klasik hata 'bu sefer iyi bir şey alayım' hevesiyle dürtüsel bir giriş yapmak sanırım. ben de aynısını yaşadım; maaş kartından çektiğim parayla haberden öğrendiğim üç beş kağıda dağıttım ve nereye ne kadar koyduğumu unuttum kısa sürede.
öğrendiğim temel şey de şu: ilk maaşta mesele getiri değil, düzenli birikim refleksini oturtmakmış. üç yüz beş yüz lira gibi küçük tutarlarla bile bir hesap takibi ve düzen alışkanlığı edinmek, ilerleyen yıllarda işe yarıyor. çok yükseliriz ümidiyle çekilen kredili pozisyonlar ise genelde ders olarak kalıyor.
-
ilk maaşın bir kısmıyla bist'te kaldıraçlı işlem açıp iki hafta sonra param ne oldu diye bakan çok kişi tanıyorum, biri de bendim.
-
ilk maaşımı aldığım ay gidip en pahalı hisselerden üç tanesini aldım, 'tempolu büyür' diye. temettü verimi %0.5 falandı, kağıtlar da iki ay yatay takıldıktan sonra eksiye düştü. meğer tepede almışım, endeks 9 bin olmuş ben 50 kuruş kâr görememişim. o gün anladım ki maaşın gözündeki 'ilk aşk' hissesi portföyün kartopu değil, kart merkezi olma adayı.
-
ilk maaşın hesaba yattığı ilk ay insana bir özgüven geliyor, sanki piyasayı yalnızca sen okumuşsun gibi. hemen 'borsada fırsat var' diyip bütün maaşı tek bir hisseye ya da yeni çıkmış bir coin'e yatıranları çok gördüm, o ilk hevesle hesabını günler içinde eritenler de. halbuki ilk maaşın yatırım aracı değil, önce acil durum fonu olması gerektiğini çoğu kişi ancak zararı görünce öğreniyor.
deneyimimden çıkardığım ders şudur: hevesinin en yüksek olduğu vakit, akıl yürütmenin en bozuk olduğu vakittir. portföyü çeşitlendirmek ve o ayın parasının ne kadarını riske atabileceğini baştan hesaplamak, o ilk günün heyecanını hiçbir şekilde telafi etmiyor ama sonraki öğrenimlerin maliyetini düşürüyor.
-
ilk maaş geldiğinde insanın kendini warren buffett sanması klasiktir. bir yandan kira, faturalar, diğer yandan 'ya ben de yatırım yapayım' gazı. sonuçta genelde maaşın yarısı anlık gazete başlığıyla alınan bir hisseye gidiyor, ardından pişmanlık. ben bunu yaşadım, hâlâ aklıma geldikçe gülerim.
aslında ilk yapılması gereken, acil durum fonu ayırmak. yatırımdan önce kendini korumak, çünkü fatura çıktığında panikle satmak zorunda kalan adam piyasada yokmuş gibi davranıyor. iki ay masrafını ayırdıktan sonra kalanını adım adım, azar azar piyasaya sokmak lazım. ilk maaş beş yıllık planı finanse etmez, o yüzden acele etmenin anlamı yok.
-
ilk maaşı aldığım gün babamın 'yarısını altına koy' nasihatini dinlemeyip youtube videolarına güvendim. sonuçta kazandığım o parayla kelebek alıp kripto forumunda ahkam kesmeye başladım.
-
ilk maaşın tamdıbını tek bir hisseye gömen herkeste ortak bir cesaret var ki o cesaret genelde yüzde otuz zararda öğreniliyor. benim tavsiyem küçük parçalarla çeşitlendirme; canını yaksa da hesabı sıfırlamayan ders en iyi ders.
-
ilk maaşımın yarısını bir sabah sosyal medyada popüler olan bir coin'e yatırdım ve üç hafta sonra paramın yarısı gitti.
şimdi düşünüyorum da o parayla düzenli alım yapsam ya da basit bir vadeli hesaba koysam en azından anaparayı koruyordum.